31 Mart 2025 Pazartesi

İMAN ETMEK İÇİN GÖRMEK Mİ, YOKSA GÖRMEDEN İMAN ETMEK Mİ? - Can USTA

     

İMAN ETMEK İÇİN GÖRMEK Mİ, YOKSA GÖRMEDEN İMAN ETMEK Mİ?




    Düşünsenize, bir gün oturduğun yerden İncil’de anlatılan olayları birebir deneyimleyebileceğin bir teknoloji çıkıyor. Yani yalnızca okumak ya da dinlemekle kalmıyorsun, Musa’nın Kızıldeniz’i ikiye yardığı anı birebir görüyorsun, İsa Mesih’in mucizelerini sanki oradaymışsın gibi izliyorsun. Holografik anlatımlarla İncil’i anlamak bambaşka bir boyuta taşınıyor. Bu teknoloji hem inanılmaz bir fırsat hem de düşündürücü bir gelişme olabileceği düşüncesindeyim.


    Öncelikle, böyle bir şeyin etkisini hayal etmek bile heyecan verici. İncil’de anlatılan sahneleri gözlerinle görmek, karakterlerin yüz ifadelerini, olayların geçtiği ortamları tüm detaylarıyla deneyimlemek, belki de o dönemi bugüne hiç olmadığı kadar yaklaştırabilir. Şimdiye kadar metinlerden ve resimlerden anladığımız şeyler, tam anlamıyla üç boyutlu bir gerçekliğe dönüşebilir. İnançsız ya da İnançlı herhangibi bir insan için harika bir deneyim olabilir. Bu sahneleri izlemek belki de İncil’e daha farklı bir gözle herkesin bakmasını sağlayabilir.


    Ama işin bir de farklı bir boyutu var. Holografik anlatımlar gerçekten İncil’in ruhunu yansıtabilir mi? Yoksa olaylar yalnızca birer görsel şova mı dönüşür? İnanç, sadece görmekle mi oluşur, yoksa kalpte, akılda ve ruhta mı yaşanır? Bu teknoloji insanların İncil’e daha çok ilgi göstermesini mi sağlar, ya da “artık her şey çok net” diyerek imanlarını zayıflatabilir mi, acaba? bilirsin ki inanç dediğimiz şey her zaman somut kanıtlara dayanmaz. Görmek her zaman inanmayı beraberinde getirmeyebilir.


    Sonuç olarak, holografik anlatımlarla İncil’i deneyimlemek büyüleyici bir fikir gibi görünse de, bu teknolojinin gerçekten iman üzerindeki etkisinin ne olacağını kestirmek zor. Belki de bu tür bir teknoloji, insanlara İncil’i anlamada bir kapı aralar ama gerçek iman yine kalpte oluşur. Teknoloji gelişse bile inanç hala kişisel ve derin bir deneyim olarak kalır. 


Yine hap boyunta hologram incil hakkında bir youtube sohbetine ulaşabilirsiniz.Hap Büyüklüğünde İncil



 Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


 Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X (Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA

Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨





  

  Yazar Hakkında


    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           


                                                        Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

27 Mart 2025 Perşembe

TARİHİN VERDİĞİ DERS - Can USTA

 

TARİHİN VERDİĞİ DERS




   Tarih boyunca halkın sevgisini kazanmış, adalet ve özgürlük mücadelesi veren liderler, baskıcı rejimler tarafından hedef alınmış, haksız suçlamalara maruz kalmış ve yargılanarak cezalandırılmıştır. Bunun pek çok örneği vardır. İsa Mesih’in tutuklanması ve çarmıha gerilmesi ile Ekrem İmamoğlu’nun siyasi süreçte karşılaştığı zorluklar arasında da dikkat çekici benzerlikler görmek mümkündür. Elbette tarihsel bağlam, olayların niteliği ve sonuçları farklıdır. Ancak, iktidarların muhalif figürleri susturma çabaları açısından ortak noktalar göze çarpmaktadır.


    İsa Mesih, yaşadığı dönemde Yahudi halkı arasında büyük ilgi gören ve sevilen bir figürdü. Mucizeleri, adalet anlayışı ve toplumun alt kesimlerine verdiği değer, halk için umut kaynağı olmuştu. Ancak bu durum, dönemin Yahudi dini liderlerini ve Roma otoritelerini rahatsız etti. Halkın gözündeki güçlerini kaybetmekten korkan dini liderler, İsa Mesihin "Tanrı’nın Oğlu olduğunu iddia etmek" ve "dini düzeni bozmak" ile suçlayarak ona karşı bir plan kurdular.


    Ekrem İmamoğlu’nun siyasi yükselişi de benzer bir şekilde otoriteyi rahatsız etti. 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde kazandığı zafer, halkın değişim talebinin bir göstergesiydi. Ancak mevcut siyasi iktidar bu durumu kendi, 'siyasi bekası' için bir tehdit olarak algıladı. Seçim sürecine müdahale edildi, İstanbul seçimleri iptal edildi ve yeniden seçim yapıldı. Tıpkı İsa’nın öğretilerinin statükoyu sarsması gibi, İmamoğlu’nun başarısı da siyasi dengeleri değiştirdi.


    İsa Mesih, Yahudi dini liderleri tarafından dini mahkemede yargılandı. Asıl amaçları onu suçlu göstermekti. Ancak yetkileri ölüm cezası vermeye yetmediği için onu Roma valisi Pontius Pilatus’a teslim ettiler. Pilatus, İsa Mesihin suçsuz olduğunu düşünüyordu ama halkın baskısı ve siyasi dengeler nedeniyle çarmıha gerilmesine izin verdi.


    Ekrem İmamoğlu da benzer şekilde yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. Önce seçim iptal edildi, ardından çeşitli davalar açılarak siyasi geleceği tehdit altına alındı. Ancak 2019 seçim iptaline halkın verdiği yanıt, sandıkta daha büyük bir destek oldu. Bu otoriteye karşı halkın adalet talebinin bir göstergesiydi.


    İsa Mesih’in yargılanması sırasında Yahudi halkı ikiye bölündü. Onu destekleyenler olduğu gibi, dini liderlerin ve Roma yönetiminin manipülasyonuyla ona karşı kışkırtılanlar da vardı. Sonunda ise kışkırtılan halk, "İsa’yı çarmıha gerin!" diye bağırdı.


    İmamoğlunun sürecinde de benzer bir halk tepkisi görüldü. Seçimlerin iptali ve davalar, halkın bir kısmında tepkiye yol açtı. Ancak bu tepki, 2019’da yapılan ikinci seçimde, İmamoğlu’nun daha büyük bir oy farkıyla kazanmasıyla sonuçlandı.


    İsa Mesih, çarmıha gerildikten sonra üçüncü gün dirildi. Onu susturmak isteyenler başarısız oldu çünkü hakikat, baskıya rağmen varlığını sürdürdü. Bugün dünyanın her köşesinde milyonlarca insan İsa Mesihin öğretilerine inanıyor ve ona iman edip, takip ediyor.


    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra siyasi geleceği belirsiz olsa da, halk desteği ve adalet mücadelesi devam etmektedir. Tıpkı tarihte olduğu gibi halkın iradesiyle şekillenen adalet anlayışı, onun hukuki süreçten aklanarak çıkacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını göstermektedir.


    Geçmiş bize şunu öğretiyor: Gücü elinde tutanlar, muhalif gördükleri figürleri susturmaya çalışabilir, ama halkın desteğini kazanan liderleri tamamen yok edemezler. İsa Mesih’in çarmıha gerilmesine rağmen mesajlarının bugüm tüm dünyaya yayılması, hakikatin gücünü göstermektedir.


    Ekrem İmamoğlu da tarihsel süreçte bu tür baskılara maruz kalan liderlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de halkın iradesi ve adaletin üstünlüğü kazanacağı kanısındayım İmamoğlu, hukuki süreçten aklanarak çıkacak ve özgürlüğüne kavuşacağını ümit ediyorum. Çünkü tarih her zaman hakikatin ve halkın iradesinin yanında olmuştur ki meydanlardaki milyonlarca insan da bunun kanıtı.


Protesto 2025, Can Usta Nişantaşındaki ziyaretimde Öğrencilere Protestolarına rastladığım gün.


📌 Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


📧 Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X (Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA

Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨





  

  Yazar Hakkında


    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           


                                                        Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta



17 Mart 2025 Pazartesi

İSLAMOFOBİ ÜZERİNE BİR BAKIŞ - CAN USTA


İSLAMOFOBİ ÜZERİNE BİR BAKIŞ





    Hepimiz hayatımız boyunca bir şekilde önyargılarla karşılaşmışızdır. Belki biz de bilerek ya da bilmeyerek birilerine karşı önyargılı olmuşuzdur. Ama hiç düşündünüz mü, bu önyargılar gerçekten haklı bir temele mi dayanıyor, yoksa yanlış bilgilendirmenin bir sonucu mu? İşte tam da bu noktada İslamofobi kavramın bu yazımda ele almak istedim. Korkular, yanlış anlatılan hikâyeler ve bazı kötü örnekler üzerinden bir inanç sistemine dair oluşan bu algıyı birlikte sorgulayalım.


    İslamofobi dediğimiz olgu, genellikle İslam ülkeleri ya da İslam inancının az olduğu ülkelerin medyaları aracılığıyla besleniyor. Sürekli olarak İslam inancını terörizm ve şiddetle özdeşleştiren haberler, kötü örneklerin genelleştirilmesi ve bazı politik çıkarlar uğruna yapılan manipülasyonlar, dünyayı yanlış bir algıya yönlendiriyor. Gerçekte Müslüman dünyasının büyük bir kısmı da barış, hoşgörü ve adalet üzerine kurulu bir hayat sürmek istiyor. Ancak ses getiren radikal eylemler, tüm Müslümanların böyle olduğu gibi bir algıya yol açıyor. Tıpkı bazı kötü niyetli kişilerin yaptığı yanlışların tüm bir topluluğa mal edilemeyeceği gibi, birkaç radikal unsur üzerinden koca bir inanç sistemini yargılamak da hatalı olduğu kanısındayım. Müslümanların inancını yanlış, Tanrının tasarısına aykırı olarak görebilir, belki hiç inanmıyor olabilirsiniz. Ancak bu ve benzeri sebeplerdenötürü onları yargılamak, ötekileştirmek hiç doğru bir tutum değildir.


    İslamofobi'yi sadece dış kaynaklı bir sorun olarak görmekte doğru olmaz. Çünkü bazı özellikle Arap, İran, Pakistan ya da Afrikadaki bazı uluslardaki Müslüman toplumların da buna sebebiyet verdiği aşikâr. Ne yazık ki birçok yerde kadın hakları ihlal ediliyor, farklı inançlara(Hristiyanlık, Musevilik ve diğer) ve ferklı yaşam tarzlarına karşı sert tutumlar(LGBTİ+ ve diğer) sergileniyor ve dini bağnazlık ön plana çıkartılııyor. Özgürlüğün kısıtlandığı, bireysel düşüncenin bastırıldığı toplumlar, dışarıdan olumsuz bir algının oluşmasına neden oluyor. Bu sebeple Müslüman bireylerin de kendi içlerinde bir özeleştiri yapmaları gerekmektedir.. Dinî kuralları yanlış yorumlamak, sevgiden ve hoşgörüden uzaklaşmak, aslında inandığınız dinin özüne zarar veren unsurlar arasında yer alıyor.


    Peki, gerçek hoşgörü nasıl olmalı? Bu soruya odaklanınca birlikte yaşamaktan, farklılıkları kabul edebilmekten geçtiği kanısındayım. Tarihler boyunca bazı inanç sistemleri, mensuplarına farklı dinlerden insanları anlamayı, sevmeyi ve onlara şefkat göstermeyi öğütlemiştir. Gerçekten de dünyada, insanları birbirinden ayırmadan sevgiyle kucaklayan öğretiler var. Yüce İsa Mesih, 'Düşmanlarınızı sevin.' öğütü buna en büyük örnektir. Düşünün ki İsa Mesihin yolu, insanları bağnazlık yerine özgürlüğe, nefret yerine sevgiye, yargılamak yerine anlamaya davet ediyorsa, İsa Mesihin yolunun derinliklerine doğru inince öğrenilecek çok şey var demek, değil midir?


    Bu önyargıların sonuçları ise toplumlar arasındaki mesafe açılıyor, insanlar birbirlerine güven duyamaz hale getirip herkesi zarara getiriyor. Oysa farklı inançlara sahip insanların bir arada, saygı içinde yaşadığı toplumlar mümkün ki bunun en büyük örneği yine demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin Hatay ilinde tüm dinler barış içinde yaşamaktadır. Bunun için tek yapmamız gereken, korkularımızı bir kenara bırakıp gerçekten öğrenmeye açık olmak. Aynı şekilde, Müslüman bireylerin de kendi söyledikleri: dinlerinin sevgi, barış ve anlayış temelli yönünü ön plana çıkarmalı. Gerçek inanç, insanları yargılamak yerine onları anlamaya yönlendirmeli.


    Sonuç olarak , İslamofobi cehalet ve önyargının bir sonucudur. Ancak bu algının değişmesi için sadece Müslüman olmayan önyargılı insanların değil, Müslüman toplumların da kendilerini sorgulaması gerekiyor. Hoşgörüsüzlük, radikallik ve baskıcı zihniyetler terk edilmeden gerçek anlamda bir değişim sağlanması mümkün değildir. Dünyanın her yerinde, farklılıkları kucaklayarak insanlara sevgiyle yaklaşan İsa Mesihinde önemli bir figürü olduğu Hristiyanlık inancı gibi bir inanç hâkim olsa, yaşadığımız dünya çok daha güzel bir yer olmaz mıydı? Belki de bunun üzerine biraz düşünmek gerekir.






    Yazar Hakkında

    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           


                                                         Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

10 Mart 2025 Pazartesi

BİR KURTULUŞ İLAHİSİ - Can USTA


BİR KURTULUŞ İLAHİSİ


Dinlemek için lütfen tıklayınız: AMAZING GRACE! (NE MUHTEŞEM BİR LÜTUF!)

🕇

AMAZING GRACE!
(NE MUHTEŞEM BİR LÜTUF!)

Amazing grace! (how sweet the sound)
Ne muhteşem bir lütuf! (Ne tatlı bir ses!)
That saved a wretch like me!
Beni, zavallı bir günahkârı kurtardı!
I once was lost, but now am found,
Bir zamanlar kayıptım, ama şimdi bulundum,
Was blind, but now I see.
Kördüm, ama şimdi görüyorum.

'Twas grace that taught my heart to fear,
Kalbime korkuyu öğreten lütuftu,
And grace my fears relieved;
Ve lütuf korkularımı giderdi;
How precious did that grace appear
O lütuf ne kadar değerli göründü
The hour I first believed!
İlk iman ettiğim anda!

Thro' many dangers, toils, and snares,
Nice tehlikeler, zahmetler ve tuzaklardan geçtim,
I have already come;
Zaten çok yol kat ettim;
'Tis grace hath brought me safe thus far,
Beni buraya kadar güvenle getiren lütuftu,
And grace will lead me home.
Ve lütuf beni eve götürecek.

The Lord has promised good to me,
Rab bana iyiliği vaat etti,
His word my hope secures;
Onun sözü umudumu güvenceye alır;
He will my shield and portion be
O benim kalkanım ve payım olacak
As long as life endures.
Hayat sürdüğü sürece.

Yes, when this flesh and heart shall fail,
Evet, bu beden ve kalp çöktüğünde,
And mortal life shall cease;
Ve bu ölümlü hayat sona erdiğinde;
I shall possess, within the veil,
Perdenin ötesinde sahip olacağım
A life of joy and peace.
Sevinç ve barış dolu bir hayata.

The earth shall soon dissolve like snow,
Yeryüzü yakında kar gibi eriyecek,
The sun forbear to shine;
Güneş parlamaktan vazgeçecek;
But God, who called me here below,
Ama beni buraya çağıran Tanrı
Will be forever mine.
Sonsuza dek benim olacak.

John Newton



    1779 yılında John Newton tarafından yazılan Amazing Grace, Hristiyan müziğinin en bilinen ve en etkileyici ilahilerinden biridir. Newton, köle ticareti yapan eski bir denizciydi. Ancak, büyük bir fırtına sırasında hayatının bağışlanması, ona Tanrı’nın lütfunu derinden hissettirdi. Bu deneyim, onu tövbeye ve İsa Mesih’e imana yöneltti. Daha sonra köle ticaretine karşı mücadele eden önemli isimlerden biri oldu.


    Bu ilahi, yalnızca Newton’un kişisel dönüşümünü değil, aynı zamanda Tanrı’nın lütfunun herkese açık olduğunu anlatır. Günah içinde kaybolmuş bir insanın nasıl bulunabileceğini, ruhsal körlükten nasıl kurtulabileceğini ve Tanrı’nın lütfuyla nasıl yeni bir yaşama sahip olabileceğini vurgular.

    Amazing Grace, özellikle köle ticareti ve insan hakları bağlamında büyük bir anlam taşır. 16. ve 19. yüzyıllar arasında milyonlarca Afrikalı, zorla Amerika ve Avrupa’ya götürülerek köle olarak satıldı. Bu insanlar insanlık dışı koşullarda çalıştırıldı, ailelerinden koparıldı ve büyük zulümlere maruz kaldı. Köle gemilerinde binlerce insan hayatını kaybetti, hayatta kalanlar ise ağır işkenceler altında ezildi.

    John Newton, bir zamanlar bu korkunç düzenin bir parçasıyken, Tanrı’nın lütfuyla gerçeği gördü ve köleliğe karşı durmaya başladı. Onun gibi birçok kişi, köle ticaretine karşı mücadele etti ve nihayet İngiltere 1807’de köle ticaretini yasakladı. Ancak, ırkçılık ve eşitsizlik dünyanın birçok yerinde hala devam ediyor.




    Hristiyan inancına göre, İsa Mesih yalnızca belirli bir ırk veya millet için değil, tüm insanlık için geldi. Pavlus’un Galatyalılar 3:28’de yazdığı gibi:

    "Artık Yahudi ya da Grek, köle ya da özgür, erkek ya da kadın ayrımı yoktur. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz."

    İsa’nın mesajı, her insanın Tanrı’nın gözünde eşit olduğunu ve hiçbir ayrımın olmadığını öğretir. O, tüm ulusları bir araya getirmek, sevgiyi ve kardeşliği yaymak için dünyaya geldi. Amazing Grace, bu evrensel kardeşlik çağrısının bir yansımasıdır.

    Amazing Grace, yalnızca güzel bir ilahi değil, aynı zamanda insanlığın karanlık geçmişinden aydınlığa çıkışını anlatan bir tanıklıktır. Kölelikten özgürlüğe, karanlıktan lütfa uzanan bu yolculuk, tüm insanlığa Tanrı’nın sevgisinin, bağışlayıcılığının ve kurtuluşunun herkese açık olduğunu hatırlatır. Bugün, bu ilahi hala milyonlarca insanın yüreğine dokunmaya ve onlara Tanrı’nın lütfunu hatırlatmaya devam etmektedir.





    Yazar Hakkında

    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           


                                                         Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta



3 Mart 2025 Pazartesi

Bugün ölseniz, Rab'bin size cennette ‘Hoş geldin, Ya kulum’ diyeceğine kesin emin misiniz? - Can USTA

    Merhaba,


    Bugün ölseniz, Rab’bin size cennette “Hoş geldin, Ya kulum” diyeceğine kesin emin misiniz? Rab’bin sevgisi ve lütfu elbette sonsuzdur; Onun kolları herkese açıktır. Cennet bir ödül değil, Tanrı’nın sevgisinin doğal bir yansımasıdır – sizce de öyle değil mi? Rab’bin bize gösterdiği merhamet ve adalet, insanları dışlamaya değil, kucaklamaya yöneliktir. Bizler, Yüce İsa Mesih’in sevgisini her insana eşit şekilde sunan liberal ve ilerici Protestan topluluğu olarak, özgürlüğü, sevgiyi ve adaleti savunuyoruz. Seni de bu inanç yolculuğunda bizimle birlikte yürümeye davet ediyoruz.




    İncil’den İlham Alıyoruz


    Tanrı’nın Sözü, sevgiyi en yüce ilke olarak öğretir:


    • “Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar.” (1. Yuhanna 4:16)
    • “Komşunu kendin gibi sev.” (Matta 22:39)
    • “Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi vardır. Çünkü hepiniz Mesih İsa’da birsiniz.” (Galatyalılar 3:28)

    Bu ayetler, bizlere Tanrı’nın her insanı eşit yarattığını ve sevgisinin koşulsuz olduğunu hatırlatır. Ayrımcılığın ve yargılamanın olmadığı bir iman yaşamı mümkündür.


    Liberal - İlerici Protestanlık Nedir?


    Bizler, İncil’in özüne sadık kalarak, çağdaş dünyanın gerçeklerini göz ardı etmeyen bir postmodern Protestan Hristiyan anlayışını benimsiyoruz.


    • Sevgi ve hoşgörüyü merkeze alıyoruz.
    • Kadınların, LGBT+ bireyler, siyahiler, yerli halklar, Romanlar, göçmenler-mülteciler, Asyalılar, engelli bireyler, kadınlar, HIV/AIDS taşıyan bireyler, işçi sınıfı ve yoksullar, ruh sağlığı sorunları yaşayan bireyler, dini azınlıklar, diğer azınlıklar ve tüm dışlanmışların Tanrı’nın sevgisinde eşit olduğunu savunuyoruz.
    • Bilimi ve aklı, Tanrı’nın bize verdiği değerli bir armağan olarak kabul ediyoruz.
    • İnancı diğer geneksel yaklaşımlardaki korkuya dayalı bir dogma değil, sevgiye dayalı bir yolculuk olarak görüyoruz.

    Gel, Birlikte İnşa Edelim!


    Eğer Tanrı’nın sevgisinin gerçek anlamını keşfetmek, ötekileştirmeden uzak bir iman topluluğunun parçası olmak istiyorsan, seni aramıza katılmaya davet ediyoruz. İman, özgürlükle ve sevgiyle yaşandığında anlam kazanır. Rab’bin çağrısına kulak ver:


    “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.” (Matta 11:28)


    Gelin, sevgi dolu bir toplulukta birlikte büyüyelim, birlikte öğrenelim ve Tanrı’nın adaletini dünyaya yayalım.


    Rab’bin lütfu ve sevgisi sizinle olsun!

    Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu

    İletişim: canustaresmi@gmail.com





    Yazar Hakkında

    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı - Can USTA 👻

  Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı Can USTA 👻  Ekim ayının 31'inci gününün gecesine adım adı...