18 Ekim 2025 Cumartesi

İncil Tanrı Sözü Değil Mi? - Can USTA

✝

🕮


İncil Tanrı Sözü Değil Mİ?















    Kutsal Kitap İncil, milyarlarca Hristiyan için temel bir metin olrak kabul edilir; tümüyle Tanrı'nın sözü olarak kabul eder ve günlük yaşamdan teolojik tartışmalara kadar rehberlik eder.




    Elçi Pavlusun yazdığı 2. Timoteos 3:16-17'de belirttiği üzere, "Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır; öyle ki, Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olsun." (İtalik göze güzel gelmiyor mu sizce?! 😊)




    Bu ayetler, İncil'in Tanrı'nın ilhamıyla yazıldığını vurgular. Ancak bu ilham edilmişlik, İncil'deki her kelimenin doğrudan Tanrı'nın ağzından çıkan bir vahiy olduğu anlamına gelmez. İncil; bir tarih kitabı, şiir derlemesi, mektup koleksiyonu ve peygamberlik metinleri toplamıdır. İçinde insan konuşmaları, tarihsel olaylar, hatta Şeytan'ın sözleri bile kaydedilmiştir.




    İncil, Tanrı sözü değil tümüyle; ne yazık ki belirli Muhafazakar Hristiyan grupları tarafından Tanrı'dan bile önce gelen bir put haline günümüzde gelmiştir. Tanrı ile aranıza koyduğunuz her şey (put)tur ve bu puta İncil bile dâhil olabilir.




    Tanrı’ya dair bir bakış açısıyla bakıldığında bu gerçek açıkça görülür; ancak ne yazık ki, benim gibi liberal ve ilerici düşünenlerin sayısı bu günlerde oldukça az. Kiliseler, artık yalnızca inanç için değil, pazar günlerini geçirecek bir mekân arayanların uğrak yeri haline gelmiş durumda. Çoğu insan, derin bir manevi arayıştan ziyade onlara aktarılan doğruluğu sorguya muhtaç, alışkanlık ya da sosyal bir ritüel için orada bulunuyormuş durumunda.




    Bu yanlış anlama, genellikle İncil'i literal(kelimesi kelimesine) bir şekilde okuma eğiliminden kaynaklanır. Bazıları, İncil'deki her ifadenin Tanrı'nın emri veya onayı olduğunu düşünür, bu da teolojik çelişkiler yaratabilir. Örneğin, eğer Şeytan'ın sözleri Tanrı sözü olarak kabul edilirse, İncil'in tutarlılığı sorgulanır.




    Bu haftaki yazımda, geçen hafta muhafazakâr bir Protestan kilisesinde görüşlerime karşı çıkan cemaatle yaşadığım bir tartışmadan hareketle, tezimi İncil'den doğrudan alıntılarla destekleyerek aktaracağım. Amacım, okuyucuları İncil'i bağlam içinde okumaya ikna etmektir; çünkü bu yaklaşım, İncil'in mesajını daha derin, tutarlı ve anlamlı kılar.



    İncil'in Tanrı'nın doğrudan vahyi olmayan unsurlarını üç kategoride böldüm: Derinlemesine İnceleme çalıştım. Tabii bu kötü dünyada da yapacağım çok iş olduğundan çok vaktim olmadığımdan şimdilik bulabildiğim örnekleri paylaşıyorum. 😁




    Şeytan'ın sözleri, kötü insanların yalanları ve peygamberlerin kişisel görüşleri. Her kategori, birden fazla örnekle desteklenecek ve bağlamı açıklamaya çalıştım. Bu yazdığım örnekler, İncil'in gerçeği dürüstçe kaydettiğini, ancak her şeyi onaylamadığını gösterir.



    İncil, Şeytan'ı aktif bir karakter olarak sunar ve onun sözlerini kaydeder. Bu sözler, ayartma ve yalan içerir; Tanrı'nın sözü olamazlar. İncil, bunları kaydederek günahın doğasını ve Tanrı'nın planını aydınlatır.




    Yaratılış 3:1-5 (Yılanın Havva'yı Ayartması, Eski Ahit): Cennet Bahçesi'nde geçen bu olay, günahın girişini anlatır. Şeytan, yılan kılığında Havva'ya yaklaşır:


    "Yılan kadına, 'Tanrı gerçekten, Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyeceksiniz diye mi buyurdu?' diye sordu. Kadın, 'Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz' diye yanıtladı. 'Ama bahçenin ortasındaki ağacın meyvesi konusunda, Yiyecek olursanız ölürsünüz diyerek, Tanrı, Onu yemememizi, ona dokunmamamızı buyurdu.' Yılan, 'Kesinlikle ölmezsiniz' dedi. 'Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.'"





    Şeytan'ın "Kesinlikle ölmezsiniz" ifadesi, doğrudan bir yalandır (Yuhanna 8:44'te Şeytan "yalancıdır ve yalanın babasıdır" denir). İncil bunu kaydederek, insanın düşüşünü açıklar, ancak bu sözleri Tanrı'nın vahyi olarak sunmaz. Eğer her şey Tanrı sözü olsaydı, bu yalan da kutsal kabul edilirdi – ki bu mantıksızdır.



    Eyüp (Eski Ahit'ten de benzer bir örnek) 1:9-11 ve 2:4-5 (Şeytan'ın Tanrı'ya Meydan Okuması): Eyüp'ün hikayesinde Şeytan, Tanrı'yla konuşur:




    "Şeytan, 'Eyüp boş yere mi Tanrı'dan korkuyor?' diye yanıtladı. 'Onu, ev halkını, sahip olduğu her şeyi sen çitle çevirip korumadın mı? Elleriyle yaptığı her şeyi bereketli kıldın. Sürüleri bütün ülkeyi doldurdu. Ama elini uzatır, her şeyine dokunursan, yüzüne karşı söver sana.' " (Eyüp 1:9-11)
Ve devamında: "Şeytan, 'Cana can' diye yanıtladı. 'İnsan canı uğruna her şeyini verir. Elini uzat da, onun kemiklerine, bedenine dokun, bak, yüzüne karşı söver mi sövmez mi?' " (Eyüp 2:4-5)





    Bu diyalog, Şeytan'ın kışkırtmasını gösterir. İncil, bunu Eyüp'ün sadakatini ve Tanrı'nın egemenliğini vurgulamak için kaydeder, ancak Şeytan'ın sözleri Tanrı'nın onayı değildir. Bu, İncil'in teolojik derinliğini artırır.




    Matta 4:1-11 (İsa'nın Çölde Ayartılması): Şeytan, İsa'yı ayartır:




    "Sonra İblis Onu kutsal kentin üstüne çıkarıp tapınağın tepesine kondurdu. 'Tanrı'nın Oğlu'ysan, at kendini aşağı!' dedi. 'Çünkü yazılmıştır: Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek. Ayakların bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'" (Matta 4:5-6)




    Şeytan, İncil ayetlerini (Mezmurlar 91:11-12) çarpıtır. İsa, buna doğru ayetlerle yanıt verir. Bu, İncil'in kendi metnini bile kötüye kullanabileceğini gösterir; Şeytan'ın sözleri burada Tanrı sözü değildir. Yere düşen İncili kaldırıp öpmenize gerek yok, değil mi? Birilerine taş 😋



    İncil, insan günahını gizlemez; yalanlar ve kötü konuşmaları kaydeder. Bu, İncil'in dürüstlüğünü gösterir.


        Yaratılış 3:12 (Adem'in Yalanı, Eski Ahit): Adem, Tanrı'ya yalan söyler:




        "Adam, 'Yanıma verdiğin kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim' diye yanıtladı."





    Adem, suçu Havva'ya atar – bu bir savunma yalanıdır. İncil bunu kaydederek, insan doğasının zayıflığını gösterir.




    Yargıçlar 3:19-23 (Ehut'un Yalanı): Ehut, Moab Kralı'na:"Ey kral, sana gizli bir haberim var."




    Bu yalan, bir suikast için kullanılır. İncil, İsrail'in kurtuluşunu anlatır, ancak yalanı onaylamaz.




    Elçilerin İşleri 5:1-11 (Ananias ve Safira'nın Yalanı):




    "Hananya adında bir adam, karısı Safiranın onayıyla bir mülk sattı, paranın bir kısmını kendine saklayarak gerisini getirip elçilerin buyruğuna verdi. Karısının da olup bitenlerden haberi vardı. Petrus ona, "Hananya, nasıl oldu da Şeytana uydun, Kutsal Ruha yalan söyleyip tarlanın parasının bir kısmını kendine sakladın?" dedi. "Tarla satılmadan önce sana ait değil miydi? Sen onu sattıktan sonra da parayı dilediğin gibi kullanamaz mıydın? Neden yüreğinde böyle bir düzen kurdun? Sen insanlara değil, Tanrıya yalan söylemiş oldun." Hananya bu sözleri işitince yere yıkılıp can verdi. Olanları duyan herkesi büyük bir korku sardı.




    Yalana ceza gelir, ancak yalan Tanrı sözü değildir.



    Peygamberler, Tanrı'nın ilhamıyla yazar, ancak bazı ifadeler kişisel olur.

    1. Korintliler 7:6,10,12,25,40 (Pavlus'un Ayrımı): Pavlus, "Rab'den" ve "kendi" görüşlerini ayırır.

    Örneğin:



    "Ötekilere gelince –Rab değil– ben diyorum ki..." (7:12)




    Bu, İncil'in insan unsurunu kabul ettiğini gösterir.


    Diğer bir ayette yine: 9. Galatyalılar 5:2 ''Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesih'in size hiç yararı olmaz.''


    2. Korintliler 11:17 (Pavlus'un "Aptalca" Konuşması):



    "Şimdi söylediklerimi Rab adına söylemiyorum, aptalca davranarak söylüyorum."





    Analiz: Pavlus, ironik konuşur; bu Tanrı vahyi değildir.





    İncil'in ilham edilmişliği, 2. Petrus 1:20-21'de açıklanır: "Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar'daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden doğmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı'dan gelen sözleri söylediler." Bu, İncil'in Tanrı rehberliğinde yazıldığını, ancak tür çeşitliliğini (tarih, şiir) dikkate almayı gerektirir. Teologlar gibi Wayne Grudem, İncil'in "sözel ilham" olduğunu savunur: Her kelime ilhamlıdır, ancak bağlamı anlamak şarttır. Yanlış anlama, fundamentalizme yol açar; doğru yaklaşım, İncil'i bütünsel okumaktır.





    Analiz yapabildiklerim bu kadar bu ayetleri çeşitlendirmek mümkün. Sonuç olarak, İncil Tanrı sözü , değil mi? - İncil'de geçen her şey Tanrı sözü değildir; ancak İncil'in tamamı Tanrı'nın gerçeğini iletir. Örnekler, İncil'in dürüst bir kayıt olduğunu gösterir. Okuyucuyu ikna etmek için: İncil'i bağlamla okuyup, teolojik kaynaklara başvurmak önemlidir. Bu, inancınızı güçlendirir ve Tanrı'nın mesajını netleştirir, Esenlikler. 




Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨













  




      Yazar Hakkında






    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           








                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta









    İletişim için:

    Benimle e-posta yoluyla iletişime geçmek istersen: canustaresmi@gmail.com

    Ayrıca yazılarımı paylaştığım sosyal medya hesabımı da ziyaret edebilirsin: x.com/ustacanresmi



























Kaynakça

Kitabı Mukaddes Şirketi. Kutsal Kitap: Eski ve Yeni Antlaşma. İstanbul: Kitabı Mukaddes Şirketi, 2001.


Grudem, Wayne. Systematic Theology: An Introduction to Biblical Doctrine. Grand Rapids: Zondervan, 1994.


Enns, Peter. The Bible Tells Me So: Why Defending Scripture Has Made Us Unable to Read It. San Francisco: HarperOne, 2014.


McGrath, Alister. Christian Theology: An Introduction. Oxford: Wiley-Blackwell, 2011.


İncil'in ilham edilmesi üzerine: https://www.gotquestions.org/Turkce/Kutsal-Kitap-ilham.html


Ek teolojik tartışmalar: https://bible.org/seriespage/4-bible-word-god

11 Ekim 2025 Cumartesi

Günahtan Nefret Edin, Günahkardan Değil! - Can USTA


🕊🕆🕊


Günahtan Nefret Edin, 

Günahkardan Değil!


















    Hristiyanlarada misyonerlik faaliyeti yapacağımı hiç düşünmezdim.😁 Bu haftaki yazımda bunlardan biri olacak. "Hate the sin, not the sinner" (Günahtan nefret edin, günahkardan değil) ifadesi, Hristiyan teolojisinde derin bir yer tutar, ancak doğrudan bu ifade İncil metninde bulunmaz. Kökeni genellikle Aziz Augustine veya Mahatma Gandhi'ye atfedilse de, bu kavram İncil'in temel ilkelerinde –Tanrı'nın adaletiyle birleşen koşulsuz sevgisinde– kök salmıştır. Liberal, kapsayıcı ve ilerici Protestan Hristiyanlık bağlamında, bu ifade bireysel ahlakın ötesinde, toplumsal adaleti, empatiyi ve dışlanmış grupların kilise topluluğuna dahil edilmesini teşvik eder. İlerici Protestan akımlar –örneğin, Birleşik Metodist Kilisesi, Evanjelik Lüteriyen Kilisesi veya Türkiye'deki bazı bağımsız Protestan topluluklar– bu kavramı, geleneksel muhafazakar yorumların sınırlarını aşarak, LGBTQ+ bireyler, göçmenler, ırk ayrımcılığı mağdurları ve sosyal adaletsizlik yaşayanlar gibi gruplara yönelik bir sevgi manifestosu olarak yorumlanabilir.



    İncil'den pek çok örnekle bu ifadeyi detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Ayrıca, ilerici bir bakış açısıyla Türkiye'deki Protestan kiliselerini eleştireceğim; çünkü bu kiliseler, kendi baskı altında oldukları halde, bazen kapsayıcılık konusunda yetersiz kalarak İncil'in sevgi öğretisini tam anlamıyla yansıtmamaktadırlar. Bu eleştiri, yargılamak değil, dönüşümü teşvik etmek amacıyla yapmayı planladım –tıpkı Yüce İsa Mesihin yaklaşımı gibi.



    İlerici Protestan Hristiyanlık, İncil'i tarihsel, kültürel ve sosyal bağlamında yorumlayarak, modern dünyanın zorluklarına uyarlar. Bu yaklaşım, "günahtan nefret etmek" kavramını bireysel hatalardan (örneğin, yalan söylemek veya kıskançlık) sistemik kötülüklere (ırkçılık, cinsiyetçilik, çevre tahribatı veya ekonomik sömürü) kadar genişletir. Öte yandan, "günahkarı sevmek" ise her insanın Tanrı'nın suretinde yaratıldığını kabul etmek anlamına gelir (Yaratılış 1:27). İncil, Tanrı'nın günahı nefret ettiğini açıkça ifade eder: "Korku, kötülükten nefret etmektir; Kendini beğenmişlikten, kibirden, Kötü davranıştan, Sapık sözlerden nefret ederim" (Süleyman'ın Özdeyişleri 8:13). Bu ayet, ilerici Hristiyanlar tarafından, örneğin iklim değişikliği gibi toplumsal günahlara karşı bir eylem çağrısı olarak görülür: Günahı (çevre sömürüsü) nefret ederken, etkilenen insanları (göçmenler veya yoksullar) dışlamak yerine onlara yardım etmek. Ancak, bu nefret insana değil, insanı zincirleyen günaha yöneliktir. İlerici yorum, bu kavramı Romans 5:8'deki gibi koşulsuz sevgiye bağlar: "Tanrı bize sevgisini şöyle gösteriyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü." Bu, Tanrı'nın sevgisinin günahkarı dönüştürme gücünü vurgular.



    İncil'den ilk örnek, İsa'nın zina yapan kadınla karşılaşmasıdır (Yuhanna 8:1-11). Kalabalık, Yahudi şeriatına göre kadını recm yapmak(taşlamak) isterken, İsa "Aranızda günahsız olan, ilk taşı atsın" der. Kadın günah işlemiştir – zina, ağır bir suçtur – ancak İsa onu yargılamaz. Aksine, "Kimse seni yargılamadı Ben de yargılamıyorum. Git ve artık günah işleme" diyerek günahı reddeder ve kadına yeni bir hayat sunar. Bu hikaye, ilerici Protestanlar için kapsayıcılığın temelidir: Günahı (cinsel ahlaksızlık) nefret etmek, ancak günahkarı (kadın) sevgiyle kucaklamak. Günümüzde bu ayet seks işçiliği yapanlar veya cinsel yönelim nedeniyle dışlanan LGBTQ+ bireylere uygulanır, dünyadaki bazı ilerici kiliseler, bu ayeti kullanarak eşcinsel evlilikleri kutsar ve ayrımcılığı reddeder.



    Bir başka detaylı örnekte ise İsa'nın vergi toplayıcıların başı olan Zakay'la etkileşimidir (Luka 19:1-10). Zakay, Roma'ya hizmet ederek halkını sömüren, toplumca lanetlenen bir "günahkar"dır. İsa, kalabalığın tepkisine rağmen onu evine davet eder ve "Bu adam da İbrahim'in oğludur" diyerek onun eşitliğini tanır. Zakay, günahını (haksız kazanç) bırakıp dört kat tazminat ödemeye karar verir. Burada İsa, günahı (ekonomik sömürü) nefret eder – bu, İncil'in adalet vurgusuna (Amos 5:24) uyar – ancak Zakay'ı sevgiyle dönüştürür. İlerici bağlamda, bu hikaye göçmenlere veya yoksullara yönelik tutumlar için modeldir: Sistemik günahı eleştirirken bireyi dışlamamak.



    İncil'de benzer bir örnek, İsa'nın günahkarlarla yemek yemesidir (Matta 9:10-13). İsa, vergi toplayıcıları ve seks işçileriyle sofraya oturur; Yahudi din bilginleri Ferisiler bunu eleştirince, "Sağlıklı olanların değil, hastaların hekime ihtiyacı var... Ben doğruları değil, günahkârları çağırmaya geldim" der. Bu, günahı (toplumsal normlara uymamak) nefret etmek yerine, günahkarları (dışlanmışlar) sevmek anlamına gelir. İlerici Protestanlar, bu ayeti hapishane reformu veya bağımlılık tedavisi için kullanır: Günahı reddet, ama insanı iyileştir.



    Luka 7:36-50'deki günahkar kadın hikayesi de zengin bir örnektir. Kadın, İsa'nın ayaklarını gözyaşları ve yağla yıkar; ev sahibi Ferisi bunu küçümser. İsa, "Bu kadının günahları çoktur, ama çok sevdiği için bağışlandı" der. Kadın günahkar olarak bilinir (muhtemelen seks işçisi), ancak İsa günahı affeder ve onu onurlandırır. Bu, sevgiyle dönüşümün gücünü gösterir; ilerici yorumda, bu ayet kadın - erkek ayrımcılığına karşı kullanılır.



    Kayıp oğul benzetmesi (Luka 15:11-32) ise babalık sevgisini vurgular. Oğul, mirasını harcar ve domuz çobanı olur – Yahudi kültüründe büyük günah. Baba, oğlunu yargılamadan kucaklar ve şölen düzenler. Bu, günahı (israf ve ahlaksızlık) nefret etmek, ancak günahkarı (oğul) koşulsuz sevmek demektir. İlerici Hristiyanlar, bu benzetmeyi aile içi çatışmalarda veya göçmen entegrasyonunda uygular.



    Samiriyeli kadınla konuşma (Yuhanna 4:1-42) da kapsayıcılığı örneklendirir. Kadın, birden fazla evlilik yapmış ve etnik olarak dışlanmış bir "günahkar"dır. İsa Mesih, geçmişini bilir ama yargılamaz; "yaşayan su" sunar. Kadın, köyüne dönüp İsa'yı anlatır ve kurtuluş getirir. Bu günahı reddederken günahkarı dönüştürmenin gücüdür; ilerici kiliseler, bunu ırkçılık karşıtlığında kullanır.



    Bu örnekler, İncil'in "günahtan nefret edin, günahkardan değil" kavramını nasıl somutlaştırdığını gösterir. Ancak Türkiye'deki Protestan kiliselerini ilerici bir perspektiften eleştirdiğimizde, bu öğretinin uygulamada yetersiz kaldığını görüyoruz.


    Türkiye'de Protestan topluluğu yaklaşık 7.000 kişiden oluşur ve büyük ölçüde Türk kökenli sonradan Hristiyan olanlar çoğunluktadır; ancak, bu kiliseler devlet baskısı, nefret söylemi ve deportasyonlarla karşı karşıyadır (örneğin, 2022'de artan hak ihlalleri raporları).


    Bu mağduriyetlerine rağmen, bazı Türkiye Protestan kiliseleri muhafazakar tutumlarıyla kapsayıcılığı sınırlamaktadır. Örneğin, LGBTQ+ bireylere yönelik tutumlarında, genel dini doktrinler nedeniyle olumsuz yaklaşımlar sergileyebilmektedirler – bu, Türkiye'deki geniş toplumsal ve siyasi anti-LGBTQ+ iklimiyle (2022'de binlerce kişinin LGBTQ+ gruplarını yasaklama talebiyle yürümesi gibi) uyumlu olsa da, İncil'in sevgi öğretisine aykırıdır. İlerici eleştiri açısından, bu kiliseler İsa'nın zina yapan kadın veya Samiriyeli kadın örneklerini takip ederek, LGBTQ+ bireyleri kiliseye dahil etmek yerine dışlayarak günahı değil, günahkarı "nefret" etmekte gibidir.


    Ayrıca, 2024'te artan nefret söylemi raporları, bu kiliselerin kendi içlerinde kapsayıcılık eksikliğini yansıtır; örneğin, bazı Protestan gruplar, hükümetin anti-LGBTQ+ yasa tasarılarını (2025'te önerilen ve savunuculuğu suç sayan tasarı gibi) eleştirmek yerine sessiz kalmaktadır. Bu, İncil'in Romans 12:9'daki "Kötüden nefret edin, iyiye sarılın" emrini yanlış yorumlamaktır – kötülük sistemik ayrımcılıktır, bireyler değil. Türkiye'deki kiliseler, kendi özgürlük mücadelelerini (örneğin, kilise kapatmaları) yaşarken, diğer azınlıkları (LGBTQ+ veya göçmenler) kucaklamada yetersiz kalarak, ilerici Protestan vizyonundan uzaklaşmaktadır. Bu eleştiri, onları dönüştürmeye çağrımdır.



    Sonuç olarak, "günahtan nefret edin, günahkardan değil" ifadesi, ilerici Protestan Hristiyanlıkta bir adalet ve sevgi manifestosudur. İncil'in zengin örnekleri –zina yapan kadın, günahkarlarla yemek, kayıp oğul, günahkar kadın ve Samiriyeli kadın– gösterir ki, gerçek Hristiyanlık yargı değil, restorasyondur. Türkiye'deki kiliseler, bu öğretiyi benimseyerek kendi mağduriyetlerini aşabilir ve toplumda kapsayıcı bir rol üstlenebilir. Ancak, eleştirmenler bu ifadeyi dikkatle kullanır: Bazen "günah" etiketi dışlamak için kullanılır; bu yüzden, kendi günahlarımızı da incelemeliyiz (Matta 7:3-5). Günahı reddedelim ama insanı kucaklayalım.



Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨













  




      Yazar Hakkında






    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           








                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta









    İletişim için:

    Benimle e-posta yoluyla iletişime geçmek istersen: canustaresmi@gmail.com

    Ayrıca yazılarımı paylaştığım sosyal medya hesabımı da ziyaret edebilirsin: x.com/ustacanresmi














Kaynakça

Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı - Can USTA 👻

  Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı Can USTA 👻  Ekim ayının 31'inci gününün gecesine adım adı...