26 Mayıs 2025 Pazartesi

DÜŞÜNCENİZİN YENİLENMESİ - Can USTA


DÜŞÜNCENİZİN YENİLENMESİ






    ''Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı'nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.'' (Romalılar 12:2)



    Bu ayet, sıradan bir öğüt değildir. Romalılar 12:2, aslında bir manevî devrim çağrısıdır. Sadece kişisel bir arınmayı değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşümü işaret eder. Ve bugün bu çağrı, geçmişe takılıp kalmış muhafazakâr kalıplar, ideolojik dar görüşlülük ve bilim karşıtı yaklaşımlar karşısında daha da önem kazanmaktadır.

 
    Tanrı Durağanlıktan değil, dönüşümden yanadır. Bazı Hristiyanlar, "eski olan iyidir" diyerek yerinde saymayı, ruhsal sadakat zanneder. Oysa İncil'in ruhu sürekli yenilenme, gelişme ve değişim üzerinedir. Tanrı, geçmişi tapınacak bir kalıntı değil, geleceği inşa edecek bir temel olarak görür.
 

    Gerçek iman, düşünceyi dondurmaz; onu canlandırır, derinleştirir, besler. Ne yazık ki bazı mufazakar Hristiyan çevrelerde hâlâ bilime karşı güvensizlik, akla karşı düşmanlık vardır. Evrimi reddeden, iklim krizini inkâr eden, yapay zekâyı şeytanlaştıran söylemler hâlâ kol geziyor.
 

    Oysa biz biliyoruz ki, aklı kullanmak, Tanrı'nın bize verdiği en büyük nimetlerden biridir. Bilim, Tanrı'nın evrendeki tasarımını anlamanın yollarından biridir. Eleştirel düşünce, bir inanç düşmanı değil, sahte inançlardan arınmanın yoludur.
 

    Bazı ideolojik yapılar da (hem dini hem seküler) fikirleri sabit tutmak, bireyleri tek tip kalıplara sokmak ister. Fakat Pavlus'un yazdığı bu ayette böyle bir ruh yoktur. Ayet, kutsal olanı tanımak için zihinsel esneklik, ruhsal uyanıklık ve vicdanî cesaret çağrısı yapar.
 

    Bugün hala “ideolojimin dışındaki her şey tehlikelidir” diyenler, Tanrı'nın evrenselliğine değil kendi korkularına hizmet etmektedir. Gerçek Hristiyanlık, köhnemiş geleneklere saplanarak değil; bilgiyle, adaletle, sevgiyle ve cesaretle büyür.


    Eğer bir iman biçimi seni düşünmemeye, sorgulamamaya, değişmemeye zorluyorsa; o şey Tanrı’nın Ruhu değil, korkunun ruhudur.
 

    Romalılar 12:2 bize ne söyler:

      “Bu çağın gidişine uymayın” — yani düzene, şiddete, cehalete, ideolojik çürüklüğe.

    “...düşüncenizin yenilenmesiyle” — yani düşün, öğren, cesur ol, ileriye bak.
 

    Çünkü Tanrı durağanlığı değil, dönüşümü kutsar. Gerçek iman hep gelişir. Gerçek ruhsallık, hep ilerler.


 Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨








  


      Yazar Hakkında



    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           



                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta






    İletişim için:

    Benimle e-posta yoluyla iletişime geçmek istersen: canustaresmi@gmail.com

    Ayrıca yazılarımı paylaştığım sosyal medya hesabımı da ziyaret edebilirsin: x.com/ustacanresmi

19 Mayıs 2025 Pazartesi

IŞIĞIN RUHSAL PARILTISI - Can USTA


IŞIĞIN RUHSAL PARILTISI




    Ben hiç düşünülmeyen, hiç yazılmayan ya da hiç kıyaslanamayacak şeyler hakkında yazmayı çok seviyorum. Katı ve soğuk kurallar, alışa gelmiş konularda aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Gelelim bu haftaki konuma: Bu günümüz popüler New Age hareketi anlayışla ve sevgiyle ele alarak kişisel ruhsal arayışların samimiyetini Liberal ve progresif bir Protestan Hristiyan olarak tanıyorum, ama İsa Mesih’in kurtarıcılığı konusunda taviz veremeyeceğim. Baştan anlaşalım, değil mi? lol 😅 


    İçinde bulunduğumuz çağ yalnızca teknolojik veya politik değil, aynı zamanda derin bir ruhsal dönüşüm çağıdır. Atalarınızın dinlerine olan güvenin sarsılması, birçoğunuzu içsel bir anlam ve hakikat arayışına yöneltti. Bu arayış çoğu zaman New Age olarak adlandırılan, bireysel deneyime dayalı, sezgi temelli, çok sesli bir ruhsallık alanında karşılık buluyor. Bu geniş yelpazede meditasyon, kristaller, enerji şifası, reenkarnasyon, doğayla uyum ve pozitif düşünce gibi öğeler dikkat çeker.

    New Age, çoğu gelenekselci taraftar tarafından "sapkınlık" ya da "yanıltıcı öğreti" olarak reddedilir. Ancak ilerici çağdaş ve modern kesimler, bu arayışları küçümsemek yerine sevgiyle anlamaya çalışır. Çünkü aydınlanmışlar, Yüce Tanrı’nın insanla olan ilişkisinin sınırlarının dogmalarla çizilemeyecek kadar derin ve yaşayan bir gerçeklik olduğuna inanırız.

    New Age hareketiyle ile Hristiyanlık arasında bir köprü kurmayı, hem benzerlikleri hem ayrılıkları dürüstçe ele almayı ve nihayetinde İsa Mesih’in ışığında ruhsal arayışlara bir yön göstermeyi amaçlıyorum ben de.


    New Age sabit bir inanç sistemine dayanmaz. Farklı kültür ve geleneklerden beslenen, çoğu zaman bireysel sezgi ve deneyimi merkez alan bir yönelimdir. Aşağıdaki temel öğeler bu anlayışın özünü oluşturur:

  • Her şeyin birbiriyle bağlantısı
  • İçsel sezgi ve kişisel farkındalık
  • Doğal şifa ve enerjisel denge
  • Karmik döngüler ve yeniden doğuş inancı
  • Dogmalara değil, deneyime dayalı hakikat arayışı

    Bu unsurlar postmodern insanın parçalanmış dünyasında anlam bulma çabasının yansımasıdır. Modernitenin "her şeyi açıklayan" sistemlerine karşı çıkan birey içe dönerek, kalbinin derinliklerinde bir hakikat aramaya başlamıştır.

    New Age’in bazı temel yaklaşımları, İncil'in özündeki mesajlarla çelişmek bir yana, onlarla beklenmedik biçimlerde kesişebilir. Özellikle ilerici Hristiyanlık, aşağıdaki alanlarda ortaklıklar kurabilir:

Tanrı'nın yarattığı dünya "çok iyi"dir (Yaratılış 1:31). Yaratılışın sadece kullanılacak bir kaynak değil, üzerinde düşünülmesi ve korunması gereken kutsal bir emanet olduğuna inanırız. Mezmurlar şöyle der:

“Gökler Tanrı’nın yüceliğini ilan eder, gökkubbe ellerinin işini duyurur.” (Mezmur 19:1)


İsa Mesih'in hizmeti yalnızca ruhları kurtarmaya değil, bedenleri iyileştirmeye, toplum dışına itilmişleri topluluğa geri kazandırmaya da yöneliktir:

“İsa her hastalığı ve her zayıflığı iyileştirdi.” (Matta 9:35)


Tanrı sadece dışsal buyruklarla değil, vicdanla ve iç sesle de konuşur:

“Ruh’un kendisi bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder.” (Romalılar 8:16)

İsa Mesih, dinî otoritelerin insanı kısıtlayan anlayışlarını eleştirmiştir:

“Siz insan geleneklerini Tanrı buyruğunun önüne geçiriyorsunuz.” (Markos 7:8)
 

    Bu noktalar New Age arayışları ile Hristiyan inancı arasında samimi bir diyalog kurma zeminidir. Ancak bu diyalog, imanımızın temel değerlerinden ödün vererek değil, onları daha açık, şefkatli ve derin bir şekilde sunarak gerçekleşmelidir.


    Her diyaloğun bir sınırı, her ruhsal yaklaşımın ise bir değerlendirme ölçütü olmalıdır. İlerici Hristiyanlık, her deneyimi kutsal saymaz,  kutsallığı, sa Mesih'in yaşamı, ölümü ve dirilişiyle sınar. Bu anlamda New Age ile Hristiyanlık arasında bazı temel teolojik farklılıklar bulunur:

    New Age çoğu zaman Tanrı’yı evrensel enerji, doğa ya da bilinç olarak algılar. Hristiyanlık ise Tanrı’yı kişisel, seven, ilişki kuran ve özgür iradeye sahip bir Varlık olarak tanımlar:

“Tanrı sevgidir.” (1. Yuhanna 4:8)

    New Age İsa’yı sadece "aydınlanmış bir öğretmen" olarak görürken, biz Onu Tanrı’nın bedene bürünmüş Sözü, rehber, öğretmen ve tek kurtarıcı olarak kabul ederiz.

“Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi.” (Yuhanna 3:16)

New Age bireysel aydınlanmayı vurgular. Oysa Hristiyanlık, insanın kendi gücüyle değil, Tanrı’nın lütfuyla ve imanla kurtuluşa işaret eder.


    “Lütufla, iman aracılığıyla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır.” (Efesliler 2:8)


    New Age için sezgi mutlak rehberdir. Hristiyanlıkta ise hem sezgiyi hem Kutsal Yazı’yı birlikte değerlendirilir. İncil, yaşam için bir “ışık” ve “lamba”dır (Mezmur 119:105).


    New Age, çağımızın ruhsal açlığının bir göstergesidir. Bu açlığı küçümsemek yerine, onu İsa Mesih’in şifa veren sesiyle karşılamak bizlerinde görevi.


    “Ey emek yükü altında ezilenler! Bana gelin, size rahat veririm.” (Matta 11:28)

    İnancımız, yalnızca geçmişin ritüellerinde değil, bugünün sorularına verilen yaşayan bir yanıttadır. New Age’in sunduğu ruhsal parıltılar, eğer İsa Mesihin değerleriyse insanı karanlıkta bırakmaz, aksine Mesih’in ışığına yöneltebilir.

    Siz de bir arayış içindeysen, yüreğinde sorular, sezgiler, sezilmeyen özlemler taşıyorsan; belki de şimdi bir durup İsa Mesih’in sesini dinlemenin vaktidir. İman, hakikat ve içsel dönüşüm hakkında daha derin bir sohbet etmek istersen, bana ulaşabilirsin.

    Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨








  


      Yazar Hakkında



    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           



                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta






    İletişim için:

    Benimle e-posta yoluyla iletişime geçmek istersen: canustaresmi@gmail.com

    Ayrıca yazılarımı paylaştığım sosyal medya hesabımı da ziyaret edebilirsin: x.com/ustacanresmi










KAYNAKÇA


    Kutsal Kitap, Kitabı Mukaddes Şirketi, 1989 (Yeni Çeviri)


        Hanegraaff, Hank. Christianity in Crisis, Thomas Nelson, 2009.


    Fox, Matthew. The Coming of the Cosmic Christ, HarperOne, 1988.


    McLaren, Brian. A New Kind of Christianity, HarperOne, 2010.


    Küçük, Mustafa. New Age Düşüncesi ve Din, Dem Yayınları, 2018.


    Rohr, Richard. The Universal Christ, Convergent Books, 2019.






13 Mayıs 2025 Salı

İSA MESİH AYRICA BİR ÖĞRETMEN DE - Can USTA




İSA MESİH AYRICA BİR ÖĞRETMEN DE





    "Rabbi, Tanrı'dan gelen bir öğretmen olduğunu biliyoruz" dediği kaydedilmiştir ( Yuhanna 3:2 ,vurgular eklenmiştir). Nikodemus, İsa'ya “Haham” ve “öğretmen” diye hitap ediyordu. 1


    Benim iman ettiğim İsa Mesih, ne bir kurumun başıdır ne de bir geleneğin simgesidir. O yoksulların, dışlananların, hor görülenlerin dostudur. Muhafazakârlık dini mezheplerin yücelttiği soğuk kurallar, hiyerarşiler ve dışlayıcı yapılar, benim inandığım İsa öğretmenin öğretişiyle taban tabana zıttır.

    Katolik, Ortodoks ve muhafazakârlık Protestan mezheplerin çoğunlukla, Tanrı’nın sevgisini belli sınırlar içine hapseder. Kimin “kurtulabileceğine”, kimin “ruhani olabileceğine” karar vermeye çalışırlar. Kadınları, LGBT bireyleri, göçmenleri, diğer din mensuplarını ve farklı düşünen kesimleri bu yapıların bazıları çeşitli konularda dışlarlar. Oysa İncil bize başka bir İsa gösterir: herkesin öğretmeni İsa Mesihi.

    İsa Mesih sadece bir Kurtarıcı değil, aynı zamanda bir Öğretmen, bir rehber ve yaşayan örnektir. Onun yaşamı ve öğretileri yalnızca ölümde değil, yaşamda da bize yol gösterir.

    Bu haftaki yazımda neden bu geleneksel yapıların dışlayıcılığına karşı olduğumu anlatacağım ve bunu Kutsal Kitap’ta yer alan ayetlerle temellendirmeye çalışıp sizlere de paydaşlık sunmak istiyorum.


    İncil'in açık mesajı şudur: Tanrı’nın krallığı herkese açıktır. İsa Mesih, ötekileştirilenlerle birlikteydi; yoksullarla, f*hişelerle, vergi toplayıcılarla, Samiriyelilerle, hastalarla, göçmenlerle ve günahkârlarla… Onları iyileştirdi, onlara dokundu ve onlarla aynı sofrada oturdu.


    Ben doğru kişileri değil, günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.” (Luka 5:32)


    Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.” (Luka 19:10)


    Ne var ki Katolik, Ortodoks ve bazı muhafazakâr Protestan yapılar, kadınları ruhbanlıktan dışladılar; LGBT bireyleri günahkâr ilan ettiler; göçmenleri ötekileştirdiler; yoksulları görmezden geldiler; farklı inançlara sahip olanları düşman saydılar. Oysa İsa Mesihin çağrısı dışlamak değil, kapsamak üzerinedir.


    Muhafazakar ve fundamentalist yapılar, genellikle Tanrı sevgisini değil, yasayı öncelerler. Kimin doğru, kimin yanlış yaşadığına, kimin kiliseye girmeye "layık" olduğuna karar veren katı normlar oluştururlar. Oysa İsa bunu açıkça eleştirmiştir.


    ..., ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’ sözünün anlamını öğrenin. Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.” (Matta 9:13)

    Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir. (1. Yuhanna 4:8) Ve bu sevgi, kilise duvarlarını aşan, ahlaki yargıların ötesine geçen, herkesi kucaklayan bir sevgidir. Dinî otoritenin, kutsal kitap yorumlarının ya da geleneklerin, bu sevgiyi sınırlamasına izin verilmeyeceği düşüncesindeyim.


    Katolik ve Ortodoks kiliseleri; papa, patrik, piskopos gibi hiyerarşik otoriteler etrafında şekillenir. Geleneksel Protestanlık ise zamanla farklı biçimlerde benzer hiyerarşiler üretmiştir. Ancak Kutsal Kitap’a göre kilise bir kurum değil, bir topluluktur.


    “Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım.” (Matta 18:20)



    Kilise; kadınlı erkekli, zengin fakir, farklı etnik kökenlerden, farklı cinsel yönelimlerden gelen herkesin birlikte eşitçe yürüdüğü bir beden olmalıdır. Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz. (Galatyalılar 3:28). Bu eşitliği bozan her yapı, Mesih’in ruhuna karşıdır.


    Katolik ve Ortodoks kiliseler; sömürgecilikle, diktatörlüklerle, ataerkil düzenlerle tarihe baktığımızda sık sık işbirliği içinde olmuş, sosyal adalet mücadelesi yerine düzeni korumayı seçmiştir. Geleneksel Protestanlar da çoğu zaman kapitalist sistemlerle uyum içinde yaşamayı tercih etmişlerdir. Oysa İsa Mesihin mesajı açıkça toplumsaldır:

    
    “Rab'bin Ruhu üzerimdedir.
Çünkü O beni yoksullara Müjde'yi iletmek için meshetti....” (Luka 4:18)



“...Ne mutlu size, ey yoksullar!

Çünkü Tanrı'nın Egemenliği sizindir. (Luka 6:20)



    Bugün sosyal adalet, ırkçılıkla mücadele, mülteci hakları, kadın hakları, LGBT eşitliği ve çevre adaleti gibi konularda sessiz kalan her yapı, İsa Mesihin çağrısını kaçırmaktadır.


    Katolik ve Ortodoks gelenekler çoğu zaman kendi mezheplerini “tek gerçek kilise” olarak tanımlar. Oysa Tanrı, insan yapımı mezheplerle sınırlanamaz. (Bana ortak bir toplantıda Ortodoks bir Hristiyan, 'Protestansın Hristiyan değilsin.' demişti.)


    İncile baktığımızda: Yüce Tanrı kişiye ayrım yapmaz. Hangi ulustan olursa olsun, Ondan korkan ve doğruluğu yapan kişiyi kabul eder. 

   Buna ek olarak,  İsa Mesih’in sevgisi, yalnızca Hristiyanlara değil; Müslümanlara, Yahudilere, ateistlere, agnostiklere ve arayış içinde olan herkese yöneliktir. Çünkü Tanrı’nın kutsal ruhu, her insana yeter.


    İsa Öğretmen, sokakta, göçmen kamplarında, hapishanelerde, hastanelerde, terk edilmiş mahallelerde yaşayan bir İsa’dır. Benim İsam, insanları cinsiyetine, yönelimine, etnik kökenine ya da inancına göre ayırmaz. Benim İsam, kilise korolarında değil, dualarda değil hayatı boyunca dışlanmışların ağıt ve gözyaşlarında da yaşar.


    Son olarak, bu sebepler ile dışlayıcı, statükocu ve otoriter hem kendi inanç grubum hem de diğer her bir inanç yapılarına karşı duruyorum. Çünkü İsa Öğretmenin yolu, ezilenle birlikte yürümektir. Ve bu yol tüm insanlık için özgürlük, sevgi ve adaletin yoludur.

    Sen de bu yolda benimle beraber özgürce yürümek ister misin?


Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X(Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA


KAYNAKÇA

1. https://lifehopeandtruth.com/god/who-is-jesus/jesus-the-teacher/

https://kutsalkitap.info.tr/(Yazı içerisinde 1. Ayet hariç diğer tüm ayetler)


    Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨








  


      Yazar Hakkında



    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           



                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta


7 Mayıs 2025 Çarşamba

Hristiyanlık ve Komünizmin Ortak Vicdanı - Can USTA

 


HRİSTİYANLIK ✝ VE KOMÜNİZMİN ★ ORTAK VİCDANI








    Tarih boyunca bir takım karanlık güçler "komünizm" ve "din" kavramlarını çoğunlukla zıt kutuplarda konumlandırmaya çalışmıştır. Bu algının ardında iki temel neden yatar: İlki, Sovyetler Birliği gibi tarihsel rejimlerin dine karşı uyguladığı bazı politikalar, diğeri ise kapitalist düzenin dini statükoyu koruma aracı olarak görüp aslında dini kendi çıkarı için kullanmasıdır. Oysa bu yaklaşımlar hem dini hem de komünizmi yüzeysel kalıplara hapsetmektedir.


    Şimdi arkanıza yaslanın size şunu söylemek isterim: daha derin, tarihsel ve vicdani bir bakış açısı size ve bana gösteriyor ki: İsa Mesih’in yaşamı, öğretileri ve eylemleri, komünist düşüncenin temel ilkeleriyle son derecede örtüşmektedir.


    Gelin İncil ışığında bunu birlikte inceleyelim:


    Komünizm, öncelikle ahlaki bir duruştur. Sömürüye, eşitsizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine karşı çıkışın felsefesidir. Aynı şekilde Hristiyanlıkta da özünde adalet arayışı vardır. 

    Sevgi, merhamet, fedakârlık ve toplumsal dayanışma gibi değerleri merkezine alır. İsa Mesihin mesajı bireysel kurtuluştan çok toplumsal adalet üzerinedir. Sözleri ve eylemleri bu dünyadaki adaletsizliklere karşı güçlü bir vicdani çağrıdır.


“İki gömleği olan, olmayanla paylaşsın. Yiyeceği olan da aynısını yapsın.” Luka 3:11

 

    Sizce bu çağrı  komünal yaşamın özünü yansıtan bir ayet, değil mi? 


    Paylaşmak, bencillikten uzak durmak ve fazlayı ihtiyaç sahibiyle bölüşmek. Tam anlamıyla komünist etikle örtüşen bir anlayış olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.


    İsa Mesih, söz olup Yahudi toplumuyla yaşadığı zaman, toplumun en alt tabakasıyla yaşadı. Zenginlerle değil, yoksullarla, hastalarla, dışlanmışlarla vakit geçirdi. Dönemin politik ve dini elitlerini sorguladı, eleştirdi ve kimi zaman doğrudan yüzlerine karşı konuştu aynı benim bu postmodern çağda yaptığım gibi... sorguladı😊



''...Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin...'' Matta 22:21

    Bu söz yüzeyde tarafsız gibi görünse de aslında egemenliği sorgulayan devrimsel bir çağrıdır. Sezar’ın yani dünyevi gücünü ve onun manevi mutlak otoritesini reddeder ve insanı Yüce Tanrı’nın egemenliğine davet eder. Bazı kesimlerce ilk laiklik olarakta tarihsel ve teolojik olarak yorumlanabilir, ancak bu yoruma açık ve bağlama bağlı bir görüştür.


    Elçilerin İşleri bölümünde anlatılan ilk Hristiyan topluluklarına baktığımız zamanda, komünist değerlere çok benzer bir yaşam pratiği ortaya koyulduğu görülmüştür:

''İman edenlerin hepsi bir arada bulunuyor, her şeylerini ortak kullanıyorlardı. Mallarını, mülklerini satıp bunları herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı.'' Elçilerin İşleri 2:44-45

    Bu ayetlerde özel mülkiyetin değil, paylaşımın ve eşitliğin ön planda olduğu bir topluluğu betimler. Kapitalist bireyciliğe karşı, dayanışmayı temel alan bir yaşam anlayışını ilk Hristiyan topluluklarında açıkça gözler önüne sunar.



    Öte yandan Latin Amerika’da ortaya çıkan Kurtuluş Teolojisi, bu anlayışın modern tezahürüdür. Bu teolojiye inanan Latin pastörler, işçilerle birlikte greve katılır, köylülerle birlikte toprak direnişi verir. Onlara göre din, egemenlerin değil; ezilenlerin sesi olmalıdır. Bu anlayış şu inanca dayanır: Tanrı, ezilenlerin yanındadır. Bu nedenle Tanrı’ya inanmak yalnızca dua etmekle değil, adalet için mücadele etmekle mümkündür.



    Aşağıda sizler için internetten araştırdığın ve kendi düşüncelerimlede harmanladığım İncil’deki bazı ayetlerin komünist düşünceyle örtüştüğü noktaları ve açıklamaları yer verdim.


“İnananlar topluluğunun yüreği ve düşüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduğu herhangi bir şey için “Bu benimdir” demiyor, her şeylerini ortak kabul ediyorlardı. Elçiler, Rab İsa'nın ölümden dirildiğine çok etkili bir biçimde tanıklık ediyorlardı. Tanrı'nın büyük lütfu hepsinin üzerindeydi. Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar, sattıklarının bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi; bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı.” Elçilerin İşleri 4:32-35


    Açıklama: Topluluk bilinci, mülkiyet birliği ve ihtiyaçların ortak karşılanması kapitalist bireyciliğe doğrudan karşıttır.



''Yahya onlara, “İki mintanı olan birini mintanı olmayana versin; yiyeceği olan yiyeceği olmayanla paylaşsın” yanıtını verdi.'' Luka 3:11

    Açıklama: Son Peygamber Vaftizci Yahya'nın temel söyleminin etik, paylaşmak, biriktirmemek. Kapitalizmin "tasarruf ve mülkiyet" anlayışına karşı "dayanışma ve yeterlilik" ilkesi Luka tarafından bu ayette yazıldığını görüyoruz.



    ''İsa ona, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi.'' Matta 19:21


    Açıklama: İsa Mesih, ayette kurtuluşu zenginliğin terkinde ve yoksullarla dayanışma içerisinde bulunmak olduğu, radikal bir eşitlikle bildirmiştir. 



İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi:
“Ne mutlu size, ey yoksullar!
Çünkü Tanrı'nın Egemenliği sizindir. Luka 6:20

Açıklama: Yoksullar kutsanır; egemenliğin merkezine alınır. Bu sınıfsal adaletsizliğe karşı ilahi bir devrim çağrısıdır. Başka yorumcular ise Matta’nın buradaki anlatımının ruhsal yoksulluk ve doğruluğa açlık söz konusunu olduğu geleneksel kiliselerde duyabilirsiniz.



Amacımız sizi sıkıntıya sokup başkalarını rahatlatmak değildir. Ama eşitlik olsun diye, şimdi elinizdeki fazlalık onların eksiğini tamamladığı gibi, başka zaman onların elindeki fazlalık sizin eksiğinizi tamamlasın. Öyle ki, “Çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu” diye yazılmış olduğu gibi, eşitlik olsun. 2. Korintliler 8:13-15

Açıklama: Ayetteki, 'eşitlik olsun diye' geçen bölüm sosyal adaletin özeti kimse artanla övünmesin, kimse eksik kalmasın.




Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!
Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Matta 5:10

Açıklama: Hristiyanlık, adalet uğruna acı çekmeyi kutsar. Bu hem etik hem devrimci bir duruştur.




Oysa eldekiyle yetinerek Tanrı yolunda yürümek büyük kazançtır. Çünkü dünyaya ne bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz. Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz. Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar. Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendilerine çok acı çektirdiler. 1. Timoteos 6:6-10

Açıklama: Kapitalizmin temel güdüsüne doğrudan bir eleştiridir. Servet değil, kanaatkârlık ve adalet övülür. Kiliselerinde ondalık ve sunu peşinde koşan kiliselere ders niteliğinde.





    Son olarak komünist değerlerle Hristiyan öğretilerinin benzerliği yüzeysel değil, temeldir. Her ikisi de insanın insana yabancılaşmasına, sömürüye ve eşitsizliğe karşı direnişi esas alır. Bu direniş hem maddi hem ruhsaldır. Yüce İsa Mesih, yalnızca göksel kurtuluşun değil, dünyevi adaletin de öğretmenidir. Onu anlamak için büyük ve lüks yapılara değil, yoksulların sofralarına oturmak gerekir. O sofralar, eşitliğin, paylaşımın ve sevginin sofrasıdır. Komünizm bu sofranın düşüncesi, Hristiyanlık ise ruhudur. Ve belki de çağımızın en büyük umudu, bu ikisinin birbirine yaklaşmasındadır. 




Kaynakça

Ayetleri https://kutsalkitap.info.tr adlı siteden almış bulunmaktayım.




Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X(Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA



    Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨








  


      Yazar Hakkında



    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           



                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta





4 Mayıs 2025 Pazar

DİNLER ARASI DİYALOG - Can USTA




DİNLER ARASI DİYALOG




    Hristiyanlık, temelinde sevgi, barış ve adalet öğretilerine dayanan bir inanç sistemidir. Bu öğretiler, sadece Hristiyanlar arasında değil, diğer dinlerle ve kültürlerle olan ilişkilerde de önemli bir rehber olmuştur. 



    Hristiyanlık, dinler arası diyaloğa açık bir inançtır ve İncil, farklı inançlardan gelen insanlarla barış ve anlayış içinde bir arada yaşamayı öğütler. 









    Bu haftaki yazımda Hristiyanlıkta dinler arası diyalog ve barış konusunu İncil'in ışığında ele alacağım.

 
    Hristiyanlıkta barış, sadece bir toplumun huzur içinde yaşaması anlamına gelmez, aynı zamanda Tanrı'nın insanlar arasındaki ilişkileri barışçıl kılma çabasıdır. İncil'de, İsa'nın öğretileri, barışı her şeyin ötesinde bir değer olarak tanımlar.

 
    Matta 5:9'da, İsa şöyle der: “Barış yapanlar ne mutlu, çünkü onlar Tanrı'nın çocukları olarak anılacaklar.”


    Bu ayette Hristiyanlar için barışın yalnızca bir hedef değil, Yüce Tanrı'nın iradesine uygun bir yaşam biçimi olduğunu gösterir. Hristiyanlar barışa, yalnızca bireysel bir tutum değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak yaklaşırlar.
 

    Barış sadece insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde değil, aynı zamanda farklı inançlardan gelenlerle olan ilişkilerde de uygulanmalıdır. İncil, sevginin evrensel bir değer olduğunu belirtir.
 

    Matta 22:39'da, “Komşunu kendin gibi sev” öğüdü verilir.
 

    Bu yalnızca aynı inanca sahip kişilerle sınırlı değildir. Hristiyanlık her insanı, dinine, diline ve kültürüne bakmaksızın sevmeyi öğütler. Bu bağlamda, dinler arası diyalog ve barış Hristiyanlık inancının özüdür.
 

    İslam ve diğer dinlere karşı duyarlılık da İncil'de vurgulanan önemli bir konudur. Hristiyanlar, diğer inançları savunan insanlarla diyalog kurarken, onları reddetmek yerine anlamaya çalışmalıdırlar. İncil, insanları hoşgörü ve anlayışla yaklaşmaya teşvik eder. 

    1. Petrus 3:15, “Mesih'i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun.” der.
 

    Bu farklı inançlardan gelen insanlarla barışçıl bir şekilde iletişim kurmanın ve onları dinlerken saygılı olmanın önemini vurgular. Hristiyanlık, diğer dinleri bir tehdit olarak görmek yerine, her inanışların da insanları Tanrı’ya yönlendirdiğini düşünebilir.
 

    Dinler arası diyalog ise Hristiyanlıkta sadece bir fikir değil, eyleme dökülmesi gereken bir prensiptir. İncil, insanlar arasında anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesini öğretir.
 

    Efesliler 4:3'te şöyle denir: “Barış içinde bir arada olabilmek için, birbirinize sabır gösterin.”
 

    Bu Hristiyanların sadece kendi topluluklarında değil, farklı inançlarla olan ilişkilerinde de sabır ve anlayış göstermeleri gerektiğini belirtir.
 

    Peygamberlerin barış mesajları, Hristiyanların farklı dini geçmişlere sahip insanlarla karşılıklı anlayış içinde olmasının yolunu açar. Ayrıca, Hristiyanlık, insanların kendi inançlarını başkalarına dayatmamalarını, aksine onların inançlarına saygı göstererek Tanrı'nın sevgisini yaymalarını teşvik eder.


    İsa, Matta 7:12'de şöyle demiştir: “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği budur” 

    Bu diğer inançlara saygıyı ve onları anlamayı öğütler.


    Hristiyanlık, toplumsal barışa katkıda bulunmayı bir görev olarak kabul eder. Bu barış, sadece insanlar arasındaki ilişkilerde değil, aynı zamanda toplumda adaletin sağlanması anlamına da gelir. Hristiyanlar, toplumda her türlü ayrımcılığa karşı durmalıdırlar.
 

    İncil, insanların birbirlerine ırk, dil, din, cinsiyet, cinsel yönelim, felsefi düşünce vb farklılıklarına bakmaksızın eşit saygı göstermeleri gerektiğini vurgular.
 

    Galatyalılar 3:28'de, “Artık Yahudi ile Grek yoktur, köle ile özgür yoktur, erkek ile kadın yoktur; çünkü siz hepiniz Mesih İsa’dasınız” denir.
 

    Bu ayette Hristiyanların toplumsal eşitlik ve barışa katkı sağlama sorumluluğunun altını çizer.
Bu nedenle, Hristiyanlık, dinler arası diyalogu sadece kabul etmekle kalmaz aynı zamanda bunu aktif bir şekilde savunur ve uygular.


    Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


    Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


    Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X(Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA


    Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨






  

      Yazar Hakkında


    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           


                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta


Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı - Can USTA 👻

  Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı Can USTA 👻  Ekim ayının 31'inci gününün gecesine adım adı...