24 Şubat 2025 Pazartesi

ENGELERİN ÖTESİNDE: DAYANIŞMA VE ŞEFKATLE BİR DAVET - CAN USTA


†

ENGELERİN ÖTESİNDE: 

DAYANIŞMA VE ŞEFKATLİ BİR DAVET





    Davet Hristiyanlıkta sevgi, şefkat ve kabul üzerine kuruludur. İncil, her bireyin değerli ve Tanrı’nın gözünde eşit olduğuna işaret eder. Engelli bireyler, bu anlayışla Hristiyan topluluğunun bir parçası olarak görülmeli ve onlara sevgiyle yaklaşılmalıdır. İncil, özellikle zayıf, hasta ve toplumdan dışlananlara yönelik ciddi bir çağrı yapar; bu yüzden engellilere yönelik davet te, toplumdan dışlanmak yerine kabul edilmek, onlar için bir yer açmak anlamına gelir. Hristiyanlık, sadece fiziksel iyileşmeyi değil, ruhsal iyileşmeyi de ön plana çıkarır. Engellilerin, sevgiyle ve topluluk içinde kabul edilmeleri, onların içsel huzuru ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlar. Bu nedenle, engelliler hakkında yapılan bir davet, yalnızca fiziksel bir yardım değil, aynı zamanda moral ve manevi bir destek sunar.Hristiyan ahlakının bir gereğidir; her insanın Tanrı'nın yarattığı bir değer olduğunun kabul edilmesidir. Sonuç olarak, engellileri Hristiyanlığa davet etmek, sadece fiziksel iyileşmeye yönelik bir adım değil, aynı zamanda Tanrı’nın sevgisi ve tüm insanlara sunduğu eşitlik anlamına gelir. Engelli bireylerin de Tanrı’nın kutsal planında önemli bir yeri olduğu vurgulanarak, onlara kucak açmak gerekir.


    Hristiyanlık, Tanrı'nın sevgisinin ve merhametinin her bedende, her ruhta yaşandığı bir davettir. Bir engellilik, yaşamın farklılıklarını ve zorluklarını beraberinde getirse de, Hristiyan inancında hiçbir engel, Tanrı'nın sevgisinden uzaklaşmaya yetmez. İsa Mesih'in hayatında, toplumun unutulmuş, dışlanmış veya zorluklarla mücadele eden her kesime ulaştığını görürüz. ristiyanlık, her kulun eşit ve kutsal olduğuna inanır.


    Engellilik, sadece fiziksel veya zihinsel bir durum değildir; yaşamın, sevginin ve umudun farklı bir ifadesidir. Bu bağlamda, Hristiyanlık; dayanışma, şefkat ve kabullenmeyi ön plana çıkaran bir inanç sistemidir. Tanrı'nın sevgisi, hiçbir engel tanımaz; aksine, zorlukların ve farklılıkların ötesinde birleşen bir güçtür.


    Haydi! Gelin siz de , bu sevgi dolu daveti kabul edin; çünkü her birey, engeli ne olursa olsun, Tanrı’nın gözünde değerli ve kutsaldır. Hristiyanlık, hepimizi kucaklayan bir umut ve yeniden doğuş müjdesidir.


    Aşağıdaki kısa duayı okuyarak Rab İsa Mesih’i hayatınıza davet edebilirsiniz. Unutmayın, bu yalnızca bir başlangıçtır.


Ey Rab'bim,
Engellilikle gelen zorluklara rağmen senin sevginde güç buluyorum. İsa Mesihin şefkatini yüreğimde hissederek, umudumu, inancımı ve kabullenmeyi yaşamama rehberlik et. Bana cesaret ve huzur ver, yolumu aydınlat.

Amin.


    İşte kiliselerde yapılması gereken düzenlemelere dair kısa ve öz alt başlıklar


    Erişilebilirlik Düzenlemeleri: Kilise binaları, tekerlekli sandalye ve diğer fiziksel ihtiyaçları olan bireylerin rahatça kullanabileceği şekilde dizayn edilmelidir. Giriş rampaları, geniş kapılar, uygun oturma düzenleri ve engelliler için özel tuvalet gibi fiziksel düzenlemeler bu sürecin önemli parçalarıdır.

    Ulaşım ve Rehberlik: Ulaşım konusunda destek sağlanması, engelli bireylerin kiliseye güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşmasını kolaylaştırır. Gönüllülerin eşlik etmesi, toplu taşıma ile ilgili bilgi ve rehberlik hizmetleri bu noktada yardımcı olabilir.

    Manevi Kabul ve Topluluk Desteği: Hristiyanlık inancı, her bireyin Tanrı’nın gözünde değerli olduğunu vurgular. Kilise topluluğunun, engelli bireyleri sevgi, şefkat ve kabul ile karşılaması; onların manevi yolculuklarını desteklemesi ve cemaat içinde aktif yer almalarını teşvik etmesi gerekmektedir.

    İletişim ve Programlar: Kiliselerin, engelli bireylerin ihtiyaçlarına yönelik özel programlar, toplantılar ve etkinlikler düzenlemesi, onların topluluğa entegre olmasına katkı sağlayabilir. Böylece engelli bireyler, hem manevi hem de sosyal açıdan desteklenir.





Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

20 Şubat 2025 Perşembe

PROTESTAN HRİSTİYANLIKTA ORUÇ - Can USTA

PROTESTAN HRİSTİYANLIKTA ORUÇ

    Protestan Hristiyanlıkta oruç, Katolik veya Ortodoks geleneklerindeki gibi katı kurallara bağlı bir ibadet değildir. Daha çok bireysel bir ruhsal disiplin olarak görülür. Kutsal Kitapta oruç, Tanrı’ya yönelme, tövbe ve ruhsal arınma amacıyla yapılan bir uygulama olarak geçer. Ancak Protestan inancında kurtuluşun yalnızca imanla olduğu vurgulandığı için oruç bir zorunluluk olarak değil, Tanrı’yla daha yakın bir ilişki kurma aracı olarak değerlendirilir.


    Protestanlar için oruç, yalnızca yiyeceklerden uzak durmak demek değil, aynı zamanda dünyevi alışkanlıklardan uzaklaşarak ruhsal derinleşmeyi sağlamaktır. Bu süreçte birey, belirli bir öğünü atlamanın yanı sıra, zaman kaybettiren veya manevi gelişimi engelleyen alışkanlıklardan da vazgeçebilir.


Örneğin, sosyal medya ve telefon kullanımını sınırlandırmak, gereksiz internet gezintilerinden kaçınmak, sürekli erteleme alışkanlığını bırakmak ve uzun süren dizi ve film maratonlarını azaltmak, bu fedakârlıklardan bazılarıdır. Verimsiz ve uzun süren sohbetlerden uzak durmak, plansızlık ve hedefsizlikten kurtulmak, gereksiz yolculukları en aza indirmek ve kontrolsüz online alışverişten kaçınmak da oruç sürecinin bir parçası olabilir.


    Bunun yanı sıra, kararsızlık ve aşırı şekilde bir şey hakkında düşünme alışkanlığını terk etmek, mükemmeliyetçilikten doğan zaman kaybını önlemek, uyku düzenine dikkat etmek, aşırı televizyon ve haber takibinden uzaklaşmak da ruhsal odaklanmayı artırabilir. Başkalarının onayını beklemek yerine Tanrı’ya yönelmek, başkalarının problemlerini gereğinden fazla üstlenmemek, gereksiz stres ve kaygılardan arınmak, verimsiz toplantılara ve tartışmalara girmemek de maneviyata odaklanmayı destekler.


    Protestanlar hızlı tüketilen ama kalıcı olmayan bilgilere vakit harcamaktan kaçınabilir, aşırı yemek veya atıştırmalık molalarını sınırlayabilir, geçmiş hatalarına takılıp sürekli pişmanlık yaşamaktan vazgeçebilir. Gereksiz ve uzun süren hazırlık süreçlerinden kaçınmak, küçük ve önemsiz işlerle fazla uğraşmamak, anlamsız ve sonuçsuz tartışmalara girmemek te bu sürece katkı sağlar.


    Buna ek olarak yanlış insanlarla vakit geçirmek yerine ruhsal gelişimi destekleyen ortamlarda bulunmak, aynı şeyleri tekrar tekrar düşünüp vakit kaybetmemek, plansız alışverişe çıkmaktan kaçınmak, fazla duygusal takılıp küçük şeyleri büyütmemek, sürekli dışarıda vakit geçirmek yerine içsel yolculuğa zaman ayırmak da oruç sürecinde değerlidir.


    Ruhu veya bedeni yoran kötü alışkanlıklardan arınmak, gün içinde fazla enerji kaybettiren işlerle uğraşmamak, günlük rutinleri gereksiz yere uzatmamak, gereksiz korkular ve endişelerden sıyrılmak, hedefsiz ve plansız bir sosyal yaşam yerine bilinçli tercihler yapmak da ruhsal disiplini güçlendirir. Sürekli mazeret üretmek yerine harekete geçmek, hayalleri sürekli düşünüp adım atmamak yerine eyleme yönelmek, kendini geliştirmeye daha fazla zaman ayırmak da Protestan Hristiyanların inancında orucun anlamını derinleştirir.


    Tüm bu fedakârlıklar, bireyin Tanrı’ya odaklanmasını, Onun isteğini daha iyi anlamasını ve ruhsal olarak güçlenmesini sağlar. Böylece oruç, yalnızca fiziksel bir uygulama değil, aynı zamanda manevi bir dönüşüm sürecine dönüşür.


    Sonuç olarak, Protestan Hristiyanlar için oruç, zorunluluktan ziyade kişisel bir tercih ve Tanrı’yla bireysel bir yolculuk olarak görülür. Kalıplaşmış kurallardan çok, samimi bir ruh haliyle yapılan bu ibadet, imanlıya ruhsal olarak yenilenme ve güçlenme fırsatı sunar.


    Protestan Hristiyanlıkta oruç, Tanrı’ya yaklaşmak, ruhsal disiplini artırmak ve dua ile derinleşmek amacıyla yapılır. Kutsal Kitap’ta oruçla ilgili birçok örnek bulunur ve bu örnekler, orucun zorunluluktan ziyade Tanrı’ya odaklanmak için bir araç olduğunu gösterir.


    Protestanlar için oruç, belirli bir gün veya saatle sınırlandırılmaktan çok, bireyin ruhsal gelişimine odaklanan esnek bir uygulamadır. Ancak, bazı Protestan toplulukları belirli dönemlerde oruç tutmayı tercih edebilir. Oruç süresi ve zamanlaması kişisel tercihlere, kilise geleneklerine ve ruhsal hedeflere bağlı olarak değişebilir.


    Günlük Oruç:

  • Gün içinde belirli saat aralıklarında uygulanabilir.
  • Örneğin, sabah 06:00-12:00 veya 12:00-18:00 arası yemek yememek ya da yukarıda belirtilen bir alışkanlıktan feragat etmek yaygındır.
  • Sosyal medya, televizyon, internet gezintisi gibi dikkat dağıtan unsurlardan uzak durarak manevi odaklanmayı artırmak da günlük oruç kapsamında değerlendirilebilir.

    Haftalık Oruç:

  • Haftada belirli bir gün oruç tutulabilir. Örneğin, birçok Protestan topluluklarında Çarşamba ve Cuma günleri oruç için tercih edilir.
  • Bazı kişiler, haftada bir gün tamamen yemekten kaçınırken, bazıları yalnızca belirli bir öğünü atlayarak ruhsal derinleşmeye odaklanır.
  • Haftalık oruç, kişinin belirlediği bir alanda Dijital Detoks (Telefon ve Sosyal Medya Kullanımı, Ekran Süresi), Fiziksel Detoks (Beslenme, Su Tüketimi, Egzersiz, Uykusuzluk), Zihinsel ve Duygusal Detoks (Negatif Düşünceler ve Stres, Bağımlılıklar, Geçmişin Yükleri, Kişisel Sınırlar), Çevresel Detoks (Dış Mekanlar, Ev ve Çalışma Alanı), Sosyal Detoks (Toksik İlişkiler, Sürekli Sosyal Yük), Zihinsel Yüklerden Detoks (Aşırı Bilgi Tüketimi, Hızlı Yaşam Temposu), Alışkanlık Detoksu (Zararlı Alışkanlıklar, Duygusal Yeme), Manevi Detoks (Spritüel Yükler, Dinî Alışkanlıklar), Zaman Yönetimi Detoksu (Zaman Kaybı, Zihinsel ve Fiziksel Yorgunluk), Yatırım Detoksu (Maddi Sıkıntılar, Fazla Birikim Yapma), İletişim Detoksu (Sürekli İletişim, Gereksiz Toplantılar), Görsel Detoks (Aşırı Görsel Uyarıcılar, Fazla Tüketilen Görseller), Duyusal Detoks (Gürültü Kirliliği, Parfüm ve Kimyasal Kokular) veya bunlara ek olarak uygulanacak başka kısıtlamalar getirmesiyle de uygulanabilir.

    Aylık Oruç:

  • Her ayın belirli bir gününü ya da bir haftasını oruca ayıran Protestanlar vardır.
  • Örneğin, ayın ilk veya son gününde tam gün oruç tutulabilir.
  • Aylık oruç, daha büyük fedakârlıkları içerebilir, örneğin bir hafta boyunca sosyal medya kullanmamak, televizyon izlememek veya gereksiz harcamalardan tamamen kaçınmak gibi.

    Yıllık Oruç:

  • Özellikle önemli dini dönemlerde oruç tutulabilir.
  • Paskalya öncesi 40 Günlük Oruç Dönemi, birçok Protestan mezhebinde uygulanan bir dönemdir. Bu süre boyunca bireyler belirli alışkanlıklarından vazgeçerek ruhsal olarak Tanrı’ya daha fazla odaklanır.
  • Yılın belirli özel günlerinde (doğum günü, vaftiz yıldönümü, ruhsal yenilenme dönemleri gibi) oruç tutulabilir.
  • Yılın başında ya da sonunda ruhsal değerlendirme yapmak amacıyla belirli bir süre boyunca belirli aktivitelerden feragat etmek de yaygın bir uygulamadır.

    Protestan inancında oruç, belirli kurallar çerçevesinde zorunlu bir ibadet değil, gönüllülük esasına dayanan bir disiplindir. Bu yüzden herkes kendisine uygun zaman dilimini seçerek oruç tutabilir ve ruhsal yaşamını bu doğrultuda şekillendirebilir.


    İncil’de Oruçla İlgili Örnekler ve Anlamları
  1. İsa’nın 40 Günlük Oruç Tutması (Matta 4:1-4)
    İsa, çölde 40 gün boyunca oruç tuttu ve Şeytan tarafından denenirken şu sözleri söyledi:

    "İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar." (Matta 4:4)
    Bu, orucun fiziksel açlıktan öte ruhsal beslenmeye odaklanma olduğunu gösterir.

     

  2. Gizli ve Samimi Oruç (Matta 6:16-18)
    İsa, öğrencilerine oruç tutarken gösteriş yapmamaları gerektiğini öğütler:

    "Oruç tuttuğunuzda, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara göstermek için yüzlerini asarlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Ama sen oruç tuttuğunda, başına yağ sür ve yüzünü yıka. Öyle ki, oruç tuttuğun insanlara değil, gizlide olan Baban’a belli olsun. Gizlilik içinde yapılanı gören Baban seni ödüllendirecektir." (Matta 6:16-18)
    Bu ayet, orucun bireysel bir ibadet olduğunu ve gösteriş için değil, Tanrı’yla samimi bir ilişki kurmak için yapılması gerektiğini vurgular.

     

  3. Elçilerin Oruç ve Dua ile Karar Vermesi (Elçilerin İşleri 13:2-3)
    Erken dönem kilisesinde elçiler, önemli kararlar almadan önce oruç tutarak dua etmişlerdir:

    "Rab'be tapınıp oruç tutarken Kutsal Ruh onlara, 'Bana Barnaba ile Saul'u çağırdığım görev için ayırın' dedi. Bunun üzerine oruç tutup dua ettikten sonra, ellerini onların üzerine koyup onları yolcu ettiler."
    Bu ayet, orucun ruhsal yönlendirme almak ve Tanrı’nın isteğini anlamak için kullanılabileceğini gösterir.

     

  4. Tövbe ve Yakarış İçin Oruç (Yoel 2:12-13)
    Eski Ahit’te, oruç genellikle tövbe ile birlikte anılır. Tanrı, halkına şöyle seslenir:

    "Bütün yüreğinizle bana dönün; oruç tutarak, ağlayarak, yas tutarak bana dönün." (Yoel 2:12)
    Bu, orucun yalnızca bir bedensel fedakârlık değil, yürekten gelen bir dönüş olması gerektiğini gösterir.


    Oruç için birkaç Protestan Hristiyan Duaları:


    Oruç Başında:"Ya Rab, bugün orucumu Senin yolunda tutuyorum. Kalbimi Senin önüne getiriyor, içimdeki günahları affetmeni ve bana gücünü, sabrını vermeni diliyorum. Lütfen bana ruhsal bir yenilenme ver, seni daha derinden tanımama yardımcı ol."

    Oruç Sırasında İçsel Dua:"Tanrım, içimi arındır, ruhumu temizle. Benimle ol, beni doğru yolda yönlendir. Orucumu sadece bedenimi aç bırakmak için değil, aynı zamanda ruhumu sana teslim etmek için tutuyorum. Lütfen beni sevginle kuşat."

    Oruç Bitiminde:"Teşekkür ederim, Ya Rab, bu orucu bitirirken bana verdiğin sabır ve güç için. Senin yolunda daha derinden yürüme kararlılığı ver. Sana daha yakın olmak ve ruhumu yenilemek için bu orucu tuttum. Beni her zaman koru ve yönlendir."





Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta
    

17 Şubat 2025 Pazartesi

LİBERAL HRİSTİYANLIK ÜZERİNE - CAN USTA

 

LİBERAL HRİSTİYANLIK ÜZERİNE




    Hristiyanlık, yüzyıllar boyunca farklı yorumlarla şekillenmiş ve zaman içinde birçok reform geçirmiştir. Günümüz Protestan mezhebi içinde, inancı özgürlükçü bir perspektiften ele alan Liberal Hristiyanlık, İsa Mesih’in öğretilerini sevgi, hoşgörü ve adalet temelinde yorumlayan bir anlayışı temsil eder. Peki, Hristiyanlık yalnızca katı muhafazakâr kurallarla mı belirlenmiştir, yoksa özünde sevgi, eşitlik, hoşgörü ve özgürlük gibi evrensel değerleri mi taşır? Yeni Anlaşma Kutsal Kitap İncilde yer alan birçok örnek, Hristiyanlığın yani İsa Mesih’in yolunun daha kapsayıcı ve çağdaş bir yorumunu desteklemektedir.

    Liberal Hristiyanlık, inancın dogmalardan çok sevgi ve merhamet üzerine kurulu olduğunu savunur. Yüceler yücesi İsa Mesih’in en büyük iki emirden biri olan, “Komşunu kendin gibi sev” (Markos 12:31) demesi, inancın temelinin sevgi olduğunu gösterir. Örneğin Yahudi şeriatındaki gibi katı kurallar veya yasalar yerine, bireylerin ruhani yolculuklarında içten gelen bir imanla hareket etmeleri gerektiğini vurgular.

    Pek çok geleneksel muhafazakâr anlayış, dinin değişmez olduğunu savunur. Ancak İncil, insanlara yenilenmeyi ve değişimi öğütler: “Buna uygun olarak, artık sizler bu dünyaya uymayın; bunun yerine aklınız yenilenerek değişin.” (Romalılar 12:2). Bu ayet, inancın yerinde sayması değil, gelişime açık ve zamanla uyum sağlayabilen bir olgu olduğunu göstermektedir.

    Hristiyanlık tarihi boyunca toplumsal değişimlere uyum sağlamıştır. Örneğin, kölelik bir zamanlar birçok Hristiyan toplumunda normal görülürken, zaman içinde köleliğe karşı bir duruş gelişmiş ve birçok Hristiyan özgürlüğü savunmuştur. Bu değişim, dinin evrensel adalet ve insan haklarıyla nasıl bütünleşebileceğini gösteren güçlü bir örnektir.

    LGBT bireyler, siyahiler, yerli halklar, Romanlar, göçmenler-mülteciler, Asyalılar, engelli bireyler, kadınlar, HIV/AIDS taşıyan bireyler, işçi sınıfı ve yoksullar, ruh sağlığı sorunları yaşayan bireyler, dini azınlıklar ve diğer azınlıklar tarih boyunca ayrımcılığa uğramış, toplumdan dışlanmış ve adaletsizlikle karşılaşmışlardır. Ancak Kutsal Kitap, Tanrı’nın sevgisinin herkes için olduğuna vurgu yapar: “Çünkü Tanrı, insanların dış görünüşüne değil, yüreğine bakar.” (1. Samuel 16:7).

    İsa Mesih, toplumun dışladığı insanları kabul etmiş, günahkâr olarak görülenlerle oturmuş ve onlara sevgiyle yaklaşmıştır. Örneğin, Zekeriya’nın evine gitmesi (Luka 19:1-10) ya da zina yaparken Yahudilerce yakalanan kadının taşlamaya çalışanlara,  “Günahsız olan ilk taşı atsın” (Yuhanna 8:7) demesi, sosyal adaletin Hristiyan inancının merkezinde olması gerektiğini gösterir. Günümüzde de bu sevgi ve kabul mesajı, toplum tarafından dışlanıp ve ötekileştirilmiş tüm gruplar için geçerlidir.

    Pavlus’un şu sözleri de ayrımcılığa karşı güçlü bir duruş sergiler: “Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne de kadın vardır; çünkü hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.” (Galatyalılar 3:28). Bu ayet, Tanrı’nın gözünde herkesin eşit olduğunu ve ırk, etnik köken, sınıf, inanç, cinsiyet, cinsel yönelim veya kimlik fark etmeksizin herkesi kapsaması gerektiğini açıkça ortaya koyar.

    Liberal Hristiyanlık, İsa’nın sevgi, hoşgörü ve özgürlük mesajını günümüz dünyasına taşımaya çalışan bir anlayıştır. İncil, inancın dogmalardan çok içsel bir yolculuk ve Tanrı ile kişisel bir bağ kurma olduğunu tekrar tekrar vurgular. İnsanları belirli katı muhafazakar kurallar çerçevesinde yargılamak yerine, onların ruhani yolculuklarına saygı ve sevgiyle yaklaşan bir anlayış Hristiyanlığın özündeki mesajla daha uyumludur.

    LGBT bireyler, siyahiler, yerli halklar, Romanlar, göçmenler, mülteciler, Asyalılar, engelli bireyler, kadınlar, HIV/AIDS taşıyan bireyler, işçi sınıfı ve yoksullar, ruh sağlığı sorunları yaşayan bireyler, dini azınlıklar ve diğer azınlıklar eşit haklara sahip olmalıdır. Kutsal Kitap’ın sevgi ve adalet mesajı, Tanrı’nın sevgisinin herkes için olduğunu vurgulamaktadır.

Son olarak, sevgi ve özgürlüğü merkezine alan bir Hristiyanlık anlayışı, hem bireylere hem de topluma daha fazla ışık tutabilir. İsa Mesih’in yolunda yürümek yalnızca geçmişin kurallarıyla değil, onun sevgi ve adaletinde parlamakla mümkündür.



İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcı Olarak Kabul Etmek İçin Kısa Bir Dua


Yeri göğü yaratan Rab'bim,


Sonsuz sevgin ve merhametin için sana şükrediyorum. Biliyorum ki sen herkesi koşulsuz seviyor ve yargıdan çok affetmeyi, dışlamaktan çok kabul etmeyi öğretiyorsun.

İsa Mesih, senin sevginin ışığında yürümek istiyorum. Senin öğretilerini anlamaya, komşumu kendim gibi sevmeye ve adaletin bir savunucusu olmaya niyet ediyorum. Bugün seni Rab ve Kurtarıcım olarak kabul ediyorum. Beni yargıdan değil, sevgiden ve özgürlükten yana şekillendir.

Kapsayıcı sevginle beni kucakla, imanımı güçlendir ve hayatımı senin yolunda adalet, barış ve merhametle doldur.

Amin.




Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

12 Şubat 2025 Çarşamba

İSA MESİHİN SEVGİSİ TÜM ULUSLAR İÇİN - CAN USTA

İSA MESİHİN SEVGİSİ TÜM ULUSLAR İÇİN


    
 

    Yüce İsa Mesih, dünyadaki tüm iulusları, ırk, dil, inanç, cinsiyet, cinsel yönelim, felsevi düşünce ayrımı yapmaksızın sevgi ve merhametle yaklaşmıştır. Tanrının oğlu İsa Mesih, bizden yalnızca kendimize benzeyen insanları değil, her insanı Babasının suretinde yaratılmış olarak görmemizi ister. Matta 25:35’te, “Çünkü açtım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız” diyerek, ihtiyaç sahiplerine ve diğer uluslara gösterilen sevginin, Tanrı’nın Egemenliği’ne layık bir yaşam sürmekle eşdeğer olduğunu öğretmiştir. Günümüzde pekçok göçmen, savaş, yoksulluk ve zulüm nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalıyor ve gittikleri yerlerde dışlanma, ayrımcılık ve zorluklarla karşılaşıyor. Ancak İsa Mesihin sevgisi herkes içindir ve bizlere de bu sevgiyi dünyaya duyurma çağrısı yapmıştır.


    Günümüz Avrupa, Türkiye ve ortadoğu coğrafyasını ele aldığımızda, medya aracılığıyla edindiğimiz bilgilere göre göçmenler, maddi sıkıntıların yanı sıra manevi zorluklar da yaşamaktadır. Avrupa'da birçok göçmen sığınma hakkı elde edememekte, iş bulmakta zorlanmakta ve ırkçılığa maruz kalmaktadır. Türkiye’de ise göçmenler ekonomik zorluklar, önyargılar ve belirsiz bir gelecek kaygısıyla mücadele etmektedir. Ortadoğu coğrafyasında ise ülkeler göçmenleri ülkelerine almak istememektedirler. Oysa Eski Anlaşma Tevrat’ta, Levililer bölümü 19:34’te, "Sizinle yaşayan yabancıya yerli gibi davranın ve onu kendiniz gibi sevin" buyrulmuştur. Bu ilke, yalnızca Musevi Yahudiler, Hristiyanlar için değil, tüm insanlık için evrensel bir ahlaki değere çağrıdır. Hepimiz hangi inançtan olursak olalım, göçmenleri dışlamaktan değil, onlara İsa Mesihin merhametiyle bakmak, sevgiyle yaklaşmaktan sorumluyuz.


    Ancak İsa Mesih’in mesajı yalnızca merhamet göstermekle sınırlı değildir; Oğul, tüm insanları Baba’nın sevgisine ve sonsuz kurtuluşa davet eder. Göçmenler de yalnızca maddi destek değil, ruhsal bir teselliye, umut ve kurtuluşa ihtiyaç duymaktadır. Yüceler yücesi İsa Mesih, "Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm" (Matta 11:28) diyerek, herkesin kalbine huzur ve esenlik vermek istediğini buyurmuştur. İster Musevi, ister Müslüman, ister Ateist, ister başka bir inançtan olsun, her insan Yüce İsa Mesih’in sevgisini tanıyabilir ve onun sonsuz lütfuna ulaşabilir. Çünkü Galatyalılar 3:28’de belirtildiği gibi, “Artık Yahudi ya da Grek, köle ya da özgür, erkek ya da kadın yoktur. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.” Tanrı’nın krallığında ayrım yoktur; O’nun sevgisi tüm insanları kucaklar. Bugün, bizler de bu sevgiyle göçmenleri kabul etmeli ve onları İsa Mesih’in kurtuluşuna davet etmeliyiz.


    İsa Mesihe iman etme kararı aldıysanız aşağıdakı kısa duayı iç odanıza çekilip okuyabilirsiniz.


    Yeri göğü yaratan Tanrım,

    İsa Mesih’in Tanrı'nın Oğlu olduğunu kabul ediyorum. Onun hayatını, öğretilerini ve çarmıhtaki kurtarıcı ölümüyle beni günahlarımın bedelini ödediğine inanıyorum. İsa’nın dirilişiyle bana yeni bir yaşam sunduğuna iman ediyorum. Senin sevgini ve lütfunu kabul ediyor, bana yol göstermeni ve ruhsal olarak büyümemi sağlaman için sana babam, sözün oğluna ve kutsal ruhuna tüm yüreğim ve benliğimle iman ediyorum.


    Amin.



Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

11 Şubat 2025 Salı

BAĞIMLILIKTAN KURTULUŞ: İSA MESİHİN GÜCÜ VE BİLİM - CAN USTA

BAĞIMLILIKTAN KURTULUŞ: İSA MESİHİN GÜCÜ VE BİLİM



    Bağımlılık, bireyin psikolojik, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü ciddi anlamda tehdit eden bir hastalıktır. Özellikle uyuşturucu bağımlılığı, kişinin beyin kimyasını değiştirerek özgür karar verme iradesini zayıflatır ve buna ekolarak kişiyi istarıplı bir döngüye koyar. Lakin modern tıp teknikleri, psikolojik terapi ve manevi inanç bir araya geldiğinde, bağımlılıktan kurtulmak mümkündür. Bilimsel araştırmalar, bağımlılıkla mücadelede destekleyici toplulukların, maneviyatın ve inancın büyük bir rol oynadığını göstermektedir. Tabii ki bu desteği almakta kararlı olan kişi içinde buna bedenen ve kalben istekli ve karar vermiş olması gerekmekte, kendi içinde bir hikmeti olmalıdır. Hristiyanlık inancı Yüce İsa Mesihin, “Ey yükü ağır olanlar, bana gelin, ben size rahat veririm” (Matta 11:28) söyleyerek, bağımlılığın getirdiği esaretten kurtuluşun mümkün olduğunu müjdeler.

    Uyuşturucu bağımlılığı, beynin kimya sistemini etkileyerek dopamin salınımını artırır. Zamanla beyin, doğal yollarla mutluluk üretemez hale gelir ve kişi madde kullanmadan kendini ne yazık ki  iyi hissedemez. Lakin, bilim insanları beynin nöroplastisite yeteneği yani beynin deneyime bağlı olarak değişme ve uyum sağlama yeteneği sayesinde iyileşebileceğini kanıtlamıştır. Bağımlılıktan kurtulma sürecinde terapi, ilaç tedavisi ve sosyal destek büyük önem taşır iken, birçok araştırma, manevi inancın bağımlılıkla mücadele sürecinde olumlu etki sağladığını göstermektedir

    Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, bağımlılıkla mücadele eden bireylerin dini inançlarının güçlü olması durumunda iyileşme süreçlerinin daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Özellikle Hristiyan inancına sahip olan ve düzenli olarak ibadet eden bireylerde, madde bağımlılığına geri dönüş oranının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bunun en önemli sebebi, inancın kişiye ruhsal bir tatmin sunması ve boşluk hissini doldurmasıdır.

    Bağımlılıktan kurtulan birçok kişi, Mesih'e iman ettikten sonra yaşamlarının köklü bir şekilde değiştiğini ifade etmektedir. David Ray Wilkerson en çok The Cross and the Switchblade adlı kitabıyla tanınan Amerikalı bir Hristiyanın Teen Challenge programı, Hristiyan inancını temel alarak bağımlıları iyileştirme konusunda büyük başarılar elde etmiştir. Bu programdan sonra bağımlıların %80'i uzun vadede madde kullanımını bırakmışlardır.

    Hristiyanlıkta bağımlılıktan kurtuluş yalnızca maddeden uzaklaşmak değil, aynı zamanda yeni bir kimlik kazanmak anlamına da gelir. Pavlus’un 2. Korintliler 5:17’de söylediği gibi, “Bir kimse Mesih'te ise, yeni bir yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” Bağımlı bir kişi, Mesih’e iman ettiğinde, sadece kötü alışkanlıklarını değil, eski yaşam tarzını da geride bırakır.

    Bilimsel araştırmalar ve manevi inançla birlikte ele alındığında, bağımlılıktan kurtuluşun mümkün olduğu gayet net açıktır. Beynimiz kendisini yeniden onarabilir, terapi ve sosyal destekle bağımlılık döngüsü ortadan kaldırabilir, lakin en önemlisi insanın ruhsal olarak iyileşmesidir. Hristiyan inancı, bağımlılıktan kurtulmak isteyen herkese ışık tutar. İsa Mesih, ‘Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak’ (Yuhanna 8:32) diyerek, insanları her türlü esaretten kurtarabileceğini, gerçek özgürlüğün sadece bedensel değil, ruhsal bir özgürlük olduğunu, bağımlılıkla mücadele eden herkesin iman yoluyla bu özgürlüğe kavuşabileceğini söylemiştir.

    Eğer uyuşturucu ya da başka bir bağımlılıkla mücadele ediyorsanız ve bundan sonra İsa Mesih’e iman ederek Ondan alacağınız güçle bağımlılığınızı yok etme kararı aldıysanız, aşağıda paylaştığım duayı iç odanıza çekilip, kapıyı kapatarak, diz çöküp ellerinizi birleştirerek alnınıza götürüp samimiyetle okuyunuz.












    Ey Şifa Veren Rabbim,

    Sana bugün bütün yüreğimin derinliklerinden sesleniyorum. İçimde taşıdığım acıyı, kaybolmuşluğu, çaresizliği ve ................. (Uyuşturucu Bağımlılığı / Alkol Bağımlılığı / Sigara ve Nikotin Bağımlılığı / İlaç Bağımlılığı / Kumar Bağımlılığı / Dijital Bağımlılık (sosyal medya, internet, video oyunları) / Alışveriş Bağımlılığı / Yiyecek Bağımlılığı / Cinsellik Bağımlılığı / Yalan Söyleme ve Sahtekarlık Bağımlılığı / Şiddet ve Nefret Bağımlılığı / Putlara İbadet Bağımlılığı / Maddi İhtiraslar ve Zenginlik Bağımlılığı buradakiler bir kaç örnek siz bunlardan ya da kendi bağımlılığınızı ekleyerek duanızı sürdürebilirsiniz) bağımlılığı beni nasıl esir aldığını biliyorsun. Bu zincirlerden kurtulmak istiyorum, ama kendi gücümle bunu ne yazık ki başaramıyorum. Defalarca denedim, düştüm, kalktım, pişman oldum ama yine aynı hatalara geri döndüm. Artık daha fazla dayanamıyorum, Tanrım! Sana ihtiyacım var.

    Ey Rab, Senin Sözü’nde, “Rab’be yakarışımı duydu, beni her sıkıntımdan kurtardı” (Mezmur 34:6) diyorsun. İşte ben de bugün, Senin önünde eğiliyor, içtenlikle söylüyorum: Beni bu bağımlılığın esaretinden kurtar! Zihnimi, bedenimi ve ruhumu temizle! Kendi gücümle başaramadığım bu savaşı, Senin gücünle kazanmak istiyorum.

    İsa Mesih, Sen yeryüzüne geldin, günahsız bir yaşam sürdün ve benim için çarmıhta öldün. Günahlarımın, bağımlılığımın, hatalarımın bedelini ödedin. Senin kutsal kanın, benim üzerimde de akıtıldı, beni paklamak için! Bugün Senin kurtarıcım ve Rabbim olduğunu kabul ediyorum. Yüreğimi tamamen Sana açıyorum. İçime gelip beni yeni bir insan yapmanı diliyorum. Sözü’nde dediğin gibi, “Eğer Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz” (Yuhanna 8:36). Beni gerçekten özgür kıl, Rab!

    Bedenimi bağımlılığın etkisinden kurtar, temizle, zihnimi eski alışkanlıklardan arındır, ruhumu ışıkla doldur! Bana yeni bir yaşam ver! Senin sevginde huzur bulmak istiyorum. O boşluğu, o bağımlılıkla doldurmaya çalıştığım yeri, ancak Senin sevginde bulabilirim. Lütfen bana gücünü ver, karşılaştığım her ayartılmada dayanabilmem için beni güçlendir. “Her şeyi güç verenin aracılığıyla yapabilirim” (Filipililer 4:13) diyen sözünü yüreğime koyuyorum.

    Ey Kutsal Ruh, gel ve içime işle! Beni eski yollarıma dönmekten koru, bana sabır, irade ve dayanma gücü ver. Bana doğru insanları, iyi bir kilise topluluğu ve gerçek dostları gönder ki, destek bulabileyim. İsa Mesih’in adıyla, beni günaha çeken tüm bağımlılık isteklerimi reddediyorum. Artık karanlıkta yürümeyeceğim, çünkü “Rab benim ışığım ve kurtuluşumdur” (Mezmur 27:1).

    Sana teslim oluyorum, Yüce İsa Mesih. Artık kendi irademle değil, Senin rehberliğinde yaşamak istiyorum. Beni yeni biri yap, eski benliği üzerimden kaldır ve Senin yolunda yürümemi nasip et.

    Sana sonsuz şükürler olsun, sevgili Rabbim! Dualarımı işittiğin ve beni özgür kılmaya başladığın için minnettarım. Bugünden itibaren senin izninle beraber yeni bir hayata temiz bir sayfa açıyorum.

    İsa Mesihin Yüce ve Diri isimyle,


    Amin!



Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta



4 Şubat 2025 Salı

İSA MESİH LGBT BİREYLERİNİ SEVİYOR VE ÇAĞIRIYOR - Can USTA


İSA MESİH LGBT BİREYLERİNİ SEVİYOR VE ÇAĞIRIYOR



    



Hristiyan inancının temelinde Tanrı’nın sonsuz sevgisi ve merhameti yer alır. Kutsal Kitabımız İncil'de, Tanrı’nın tüm insanları sevdiği, onların kurtuluşu için çaba gösterdiği ve hiçbir ayrım yapmaksızın ne ve kim olursa olsun herkesi kucakladığı biliyoruz. Ancak tarih boyunca bazı Kökten geleneksel Hristiyan dinci kesimler, LGBT bireylerinin Hristiyanlık içinde yer alıp alamayacağı konusunda katı görüşler öne sürmüştür. Bir başka taraftan ise bendeniz içinde bulunduğum çağdaş İlerici Hristiyan kesimse bu hususta daha ılımlı yaklaşmıştır.



    Şahsen Liberal, İlerici ve ılımlı bir Hristiyan olarak inanıyorum ki, Tanrı’nın sevgisi kapsayıcıdır ve hiçbir insan cinsel yönelimi ya da kimliği nedeniyle bu sevgiden dışlanamaz. Önyargılarımızı bir tarafa alıp odaklanırsak: Din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, felsefe-siyasal düşünce farkı gözetmeksizin Mesih İsa sherkesin kendisine iman etmesini bekliyor, yeryüzündeki hizmeti boyunca dışlanan, ötekileştirilen ve toplumdan uzaklaştırılan insanları kucaklamıştır. Unutmayalım ki İncilde Yahudiler, zina eden bir kadını taşla recm etmek üzere iken, İsa Mesih kadını kurtarıp Yahudilere, 'Kim günahsızsa taşı ilk o atsın.' diyip kurtarmıştır. Hiçkimse günahsız değildir. İsa Mesih herkese umut ve kurtuluş sunmuştur. O’nun mesajı, koşulsuz sevgi ve kabul üzerine kuruludur.



    İsa Mesih’in öğretilerine baktığımızda, Onun herkesi kurtarmak için geldiğini görürüz (Yuhanna 3:17). İsa, toplumun dışladığı günahkârları, vergi görevlilerini, dul kadınları, hastaları ve yabancıları sevgiyle kabul etmiş ve onların ruhsal yolculuklarında rehber olmuştur. Eğer İsa bugün yeryüzünde olsaydı, LGBT bireylerine de aynı sevgi ve merhametle yaklaşacağına düşünebilirsiniz.



    Hristiyanlık, sevgi ve lütuf inancıdır. Pavlus’un Korintlilere yazdığı mektupta belirttiği gibi, "En üstün yol sevgidir" (1. Korintliler 13). Sevgi, başkalarını yargılamayı değil, onları anlamayı ve Tanrı’nın sevgisini paylaşmayı gerektirir.



    Kutsal Kitabımız İncil'de, Tanrı’nın kurtuluş planının tüm insanlığa sunulduğu açıkça belirtilir: "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, Ona iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun." (Yuhanna 3:16). Burada ayette siz herhangi bir ayrım görebiliyor musunuz? - Hayır! Tanrı’nın sevgisi ve lütfu, ona iman eden herkese açıktır.



    Öte yandan, bazı tutucu kesimler belirli ayetleri LGBT bireylerini dışlamak için kullanırlar, ancak bu ayetlerin bağlamına dikkat etmek gerekir. Kutsal Kitap’ı tarihsel ve kültürel bağlamından koparmadan anlamak önemlidir. Hristiyanlık, yüzyıllar boyunca kültürel bağlamda toplumlar tarafından kültürlerine entegre ettikleri bir inançtır; bizler de Mesih’in ruhuyla hareket ederek sevgi ve adaleti merkezeimize almalıyız.



    Yaratılış 1:27’de, "Tanrı insanı kendi suretinde yarattı" denir. Bu, her insanın, cinsiyeti, cinsel yönelimi veya kimliği ne olursa olsun, Tanrı’nın sevgisi ve lütfuyla yaratıldığını gösterir. LGBT bireyleri de Tanrı’nın yaratılışının bir parçasıdır ve bu yüzden onlara da saygı, sevgi ve kabul ile yaklaşılmalıdır.



    Birçok kilise ve Hristiyan topluluğu, LGBT bireyleri dışlayıp kovmak yerine onları sevgiyle kabul edip, Tanrı’ya yürümelerini sağlamalıdır. Çünkü İsa’nın çağrısı ayrımcılığa değil, birliğe yöneliktir. Pavlus’un Galatyalılar’a yazdığı mektupta söylediği gibi, "Artık Yahudi ya da Grek, köle ya da özgür, erkek ya da kadın yoktur. Çünkü hepiniz Mesih İsa’da birsiniz." (Galatyalılar 3:28). Bu ayet, Tanrı’nın ailesinde hiçbir ayrım olmadığını, herkesin O’nun sevgisinde eşit olduğunu vurgular.



    LGBT bireyleri de Tanrı’nın sevgisine dahildir ve onların da kurtuluşa erişebileceğine inanıyorum. Sizlerinde buna inanmasını cani gönülden istiyorum. Hristiyanlık, yargılamaktan çok sevmeyi, dışlamaktan çok kabul etmeyi öğreten bir inançtır. İlerici bir Hristiyan olarak, Tanrı’nın herkesi olduğu gibi sevdiğini ve hiç kimseyi kimliği veya yönelimi nedeniyle dışlamayacağını savunuyorum. Sevgi, merhamet ve kabul, Mesih’in bize öğrettiği en büyük değerlerdir ve bizler de bu değerleri tüm uluslarla paylaşmalıyız.



    İsa Mesih’in yaşamına baktığımızda, O’nun en çok dışlanan ve günahkâr olarak görülen insanlara yöneldiğini görürüz. Vergi tahsildarı Zakkay (Luka 19:1-10), zina suçuyla yakalanan kadın (Yuhanna 8:1-11) ve kuyu başındaki Samiriyeli kadın (Yuhanna 4:7-26) gibi toplum tarafından dışlanan kişilerle konuşmuş, onlara kurtuluş yolunu göstermiştir.



    Luka 15’te geçen Kayıp Oğul Meseli’nde de Tanrı’nın sevgisi vurgulanır. Baba, yolunu kaybeden oğlunu cezalandırmak yerine kollarını açarak karşılar. LGBT bireyler için de Tanrı’nın sevgisi aynıdır. O, herkesin tövbe ederek, Mesih’e iman ederek kurtuluşa erişmesini ister (2. Petrus 3:9).



    LGBT bireylerin Hristiyanlıktan dışlanması gerektiğini iddia eden birçok kişi, Kutsal Kitap’taki belirli ayetleri bağlamından kopararak kullanmaktadır. Ancak Kutsal Kitap’ın en temel mesajı sevgidir. Mesih, kimseyi dışlamamış, günah içinde yaşayanları bile sevgiyle çağırmıştır.



    Korintliler 6:9-11 sıklıkla LGBT bireylere karşı kullanılsa da, ayetin tamamına baktığımızda Pavlus, geçmişte farklı günahlar içinde yaşamış kişilerin Mesih’in lütfuyla temizlendiğini söyler. Burada önemli olan, günahın içinde kalmamak, Mesih’i kabul ederek yeni bir yaşam sürmektir. Kendi cinsleriniz ya da karşı cinslerle yaptığınız evlilik dışı zinadan tövbe ederek kurtulabilirsiniz. Kutsal Kitap, evliliği kutsal bir bağ olarak tanımlar ve cinsel ilişkinin yalnızca Tanrı’nın kutsadığı evlilik içinde olması gerektiğini vurgular. Hem Eski Antlaşma'da hem de Yeni Antlaşma'da evlilik dışı ilişkiler zina olarak değerlendirilir ve Tanrı’nın isteğine aykırı olduğu belirtilir.



    Kutsal Kitap’ta evliliğin özünde sevgi, sadakat ve bağlılık olduğu öğretilir: "Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi asla son bulmaz." (1. Korintliler 13:4-8) Evlenmek isteyen Eşcinsel bireyler de aynı şekilde sadakat ve sevgi içinde bir birliktelik kurabilirler. Tanrı’nın yargısı, sevgiyle dolu bir yaşam sürenlerin üzerine değil, sevgiyi reddedenlerin üzerine olacaktır.



    Eğer LGBT birey olarak ya da sacedece benim yazımı okumak için meraktan gelmiş biriyseniz Tanrı’nın sevgisini kabul etmek, İsa Mesih’in kurtaran lütfuna erişmek istiyorsanız, Ona yüreğinizi açabilirsiniz. Tanrı’nın sevgisi her insanı kapsar. İsa Mesih, hiç kimseyi dışlamaz; aksine herkesi lütfuyla kabul eder. Eğer O’na yönelmek ve yeni doğru ve temiz bir yaşam başlatmak istiyorsanız, kapısı her daim sizlere açıktır. Ben de burada size yardımcı olmak için hazırım. Ne yanlış ne de yalnızsınız.



    Bu aşağıda size yazdığım dua, O’na yönelmek için bir başlangıç olabilir. Sizden ricam bu duayı iç odanıza çekilip, kapıyı kapatı diz üstü çöküp ellerinizi birleştirerek yapmanız.



Sevgili Rabbim tüm benliğimle senin önüne gelip tövbe ediyorum, ben senin sevdiğin ve yarattığın biriyim. Bugüne kadar yaşadığım hayatı sana sunuyorum. Günahlarımdan dönmek ve İsa Mesih’e iman etmek istiyorum. Biliyorum ki, sen beni yargılamak için değil, kurtarmak için buradasın. Kalbimi açıyorum, İsa Mesih’i Rabbim ve Kurtarıcım olarak kabul ediyorum. Ruhunla bana yol göster, sevgini ve merhametini yüreğimde hissetmemi sağla. Bugünden itibaren sana ait olmak istiyorum. 
Yüceler yücesi İsa Mesihin diri ve yüce ismiyle, Amin.







Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.





Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta






Sevgili okuyucular,

Her türlü soru, öneri, düşünce veya geri bildirimleriniz için bana ulaşabilirsiniz. Konular üzerine sohbet etmek, fikir paylaşmak ya da merak ettiklerinizi sormak isterseniz, sizinle iletişimde olmaktan kıvanç duyarım.

Lütfen saygılı ve yapıcı bir dil kullanmaya özen gösterelim. Hep birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörü içinde konuşabileceğimiz bir ortam oluşturalım.

Bana şu yollarla ulaşabilirsiniz:

E-posta:  canustaresmi@gmail.com
Yorumlar bölümünden düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Sevgiyle, esenlikle ve Rab'le kalın!


3 Şubat 2025 Pazartesi

BABA OĞUL VE KUTSAL RUHUN ADIYLA VAFTİZ EDİN - Can USTA (Liberal Evanjelik)


✞ 

BABA OĞUL VE KUTSAL RUHUN ADIYLA VAFTİZ EDİN


    Evrenin gücünü elinde tutan Tanrı’nın bizi ne kadar çok sevdiğini aklımız tam anlamıyla kavrayamaz. Bizi emziren öz annemiz bile bizi unutabilir, ancak Yaratan Tanrı asla unutmaz. Onun kurtuluş planını tam olarak anlamamız, zihnimizde canlandırmamız ve kuracağımız cümlelerle eksiksiz ifade etmemiz de çok zordur.

    Kutsal Üçlü Birlik, insan aklının ötesinde, tam anlamıyla anlaşılamaz bir kavramdır. Eğer biz insanlar kavramları tümüyle açıklayabilseydik, o zaman Tanrı olmazdı. Biz ölümlüler, sonsuz ve ezeli olan Tanrı’yı nasıl bütünüyle kavrayabiliriz ki?

    Tanrı’nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ta kendisi olduğunu zihnimizde kabul etmekte zorlanıyorsak, şu gerçeği düşünebiliriz: Tek olan Tanrı, hem Baba, hem Oğul hem de Kutsal Ruh olarak tecelli eder.

    Yüreğinizden gelen bir ses bunun imkânsız, mantıksız veya saçma olduğunu söylüyor olabilir. Ancak bilin ki, o ses Tanrı’dan gelmiyordur. Tanrı’ya inanmak, mantıksızlık veya saçmalık değil, büyük bir gizemi kabul etmektir.

    Kutsal Üçlü Birlik, Yaratan Tanrı’nın kendisini açıklama biçimidir. O, kendi Sözünü Mesih İsa’da beden alarak dünyaya göndermiş ve Kutsal Ruh aracılığıyla insanları hâlâ kurtarmaktadır.

    İsa Mesih’e iman eden Hristiyanlar için Kutsal Üçlü Birlik kavramı şunu ifade eder: Baba Tanrı ‘öz’dür, Oğul İsa Mesih ‘Söz’dür ve Kutsal Ruh Tanrı’nın ‘Ruhudur’.

    Baba olan Tanrı, Oğul olan İsa Mesih ile aynı ilahi özdedir. Kutsal Kitap’tan bir örnek vermek gerekirse:

    “Babanız İbrahim, günümü göreceği için sevinçle coşmuştu. Gördü ve sevindi.” Yahudiler, “Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahim’i de mi gördün?” dediler. İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi. O zaman Yahudiler, İsa’yı taşlamak için yerden taş aldılar; ama O gizlenip tapınaktan çıktı. (Yuhanna 8:56-59)

    Bu ayette, Peygamber İbrahim daha dünyaya gelmeden önce İsa Mesih’in ‘İbrahim doğmadan önce Ben varım’ ifadesini kullanması, Onun ilahi varlığını açıkça göstermektedir. Bu söz, ‘Sonsuzluktan beri varım’ anlamına gelir ve yalnızca Tanrı’ya özgü bir ifadedir. İşte bu yüzden Yahudiler, İsa Mesihi taşla recm yapmak istediler. Çünkü İsa Mesih’in, haşa, Tanrı’ya ortak koştuğunu ve haşa küfre girdiğini düşünüyorlardı. Ancak büyük bir yanılgı içindeydiler. İsa Mesih, Tanrı’nın Oğlu yani Sözü olduğu için, Peygamber İbrahim’i zaten tanıyordu.

    İsa Mesih’e verilen ‘Tanrı’nın Oğlu’ unvanına yönelik yanlış anlamaları da açıklamak gerekir ise, Musevi Yahudiler ve diğer dinler, inançsız kesimler, bu ifadenin sanki Tanrı’nın haşa biyolojik bir oğlu varmış gibi algılandığını öne sürerek Hristiyanları suçlamaktadır. Ancak ‘Tanrı’nın Oğlu’ ifadesi asla fiziksel veya biyolojik bir anlam taşımaz, ruhsaldır. Çünkü Tanrımız ruhtur. O’nun, bizim anladığımız şekilde bir oğul doğurması da mümkün değildir.

    Melek Cebrail, Meryem’e görünüp, İsa Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğunu müjdelemiştir. Kutsal Kitap’ta, Luka 1:26-38 bölümünde bu olay şöyle anlatılır:

    26-27 Elizabet’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, Melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davut’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di. 28 Onun yanına giren melek, “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir” dedi. 29 Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. 30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. 31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. 32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. 33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.” 34 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi. 35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.”

    Özellikle Luka 1:32 ve 1:35 ayetlerinde İsa Mesih’in ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ olarak tanımlandığını görüyoruz. Ayrıca, Melek Cebrail, Meryem’e İsa’nın mucizevi bir şekilde, Kutsal Ruh aracılığıyla doğacağını bildiriyor. Bu nedenle, İsa Mesih’in Tanrı’nın ruhsal Oğlu olduğuna iman ediyoruz.

    Yeni Antlaşma’da, İsa Mesih’in Tanrı Oğlu olduğu birçok kez vurgulanmaktadır. İşte bazı destekleyici ayetler:

    “Göklerden gelen bir ses, ‘Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum’ dedi.” (Matta 3:17)

    “Petrus daha konuşurken parlak bir bulut onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, ‘Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!’ dedi.” (Matta 17:5)

    Kutsal Kitap’ta açıkça görüldüğü gibi, İsa Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu, ne fiziksel anlamda ne de sonradan eklenmiş bir düşünce değildir. Bu hakikat, kurtuluşumuzun temel taşıdır. Tanrı’nın Sözü, yani Oğul İsa Mesih, dünyaya gelip alçalarak insan oldu, aramızda yaşadı ve bizleri sonsuz kurtuluşa kavuşturdu. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz olun ve müjdeyi tüm uluslara duyurun! buyruğunu inanalarına verip Babanın sağında oturmak için göklere alındı.

    Son olarak, Kutsal Üçlü Birlik, Tanrı’nın insanlığa kendisini açıklama biçimidir. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh bir ve tektir. İsa Mesih, Tanrı Sözü olarak beden aldı, dünyaya geldi ve çarmıhta bizim için canını verdi. Ancak O, ölümle sınırlı kalmadı, dirildi ve göğe yükseldi. Bugün hâlâ Kutsal Ruh aracılığıyla insanları kurtarmakta ve müjdesini tüm dünyaya duyurmaktadır. Bu büyük gerçeği kabul eden herkes, Tanrı’nın sevgisini ve sonsuz yaşam armağanını alacaktır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla iman edin, vaftiz olan her kim ve ne olursa olsun kurtulacak!


Şu küçük duayı okumanızda fayda var:

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, kutsal adın yüceltilsin.
Ey Baba, sen her şeyin kaynağısın, sevgin sonsuzdur.
Ey Oğul, sen kurtarıcımızsın, çarmıhta bizim için canını verdin.
Ey Kutsal Ruh, sen bizi aydınlatan ışıksın, yüreğimizi imanla doldur.
Bize hakikati göster, yolumuzu aydınlat ve adını her yerde yüceltmemizi sağla.
Senin sevginde kalalım ve müjdeni tüm dünyaya duyuralım.
Amin.




Yazar Hakkında

Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.




Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta

Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı - Can USTA 👻

  Korkuyla Yüzleşmek: Cadılar Bayramı(Halloween)’ın Sembolik ve Ruhsal Anlamı Can USTA 👻  Ekim ayının 31'inci gününün gecesine adım adı...