HRİSTİYANLIK ✝ VE KOMÜNİZMİN ★ ORTAK VİCDANI
Şimdi arkanıza yaslanın size şunu söylemek isterim: daha derin, tarihsel ve vicdani bir bakış açısı size ve bana gösteriyor ki: İsa Mesih’in yaşamı, öğretileri ve eylemleri, komünist düşüncenin temel ilkeleriyle son derecede örtüşmektedir.
Gelin İncil ışığında bunu birlikte inceleyelim:
Komünizm, öncelikle ahlaki bir duruştur. Sömürüye, eşitsizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine karşı çıkışın felsefesidir. Aynı şekilde Hristiyanlıkta da özünde adalet arayışı vardır.
Sevgi, merhamet, fedakârlık ve toplumsal dayanışma gibi değerleri merkezine alır. İsa Mesihin mesajı bireysel kurtuluştan çok toplumsal adalet üzerinedir. Sözleri ve eylemleri bu dünyadaki adaletsizliklere karşı güçlü bir vicdani çağrıdır.
“İki gömleği olan, olmayanla paylaşsın. Yiyeceği olan da aynısını yapsın.” Luka 3:11
Sizce bu çağrı komünal yaşamın özünü yansıtan bir ayet, değil mi?
Paylaşmak, bencillikten uzak durmak ve fazlayı ihtiyaç sahibiyle bölüşmek. Tam anlamıyla komünist etikle örtüşen bir anlayış olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.
İsa Mesih, söz olup Yahudi toplumuyla yaşadığı zaman, toplumun en alt tabakasıyla yaşadı. Zenginlerle değil, yoksullarla, hastalarla, dışlanmışlarla vakit geçirdi. Dönemin politik ve dini elitlerini sorguladı, eleştirdi ve kimi zaman doğrudan yüzlerine karşı konuştu aynı benim bu postmodern çağda yaptığım gibi... sorguladı😊
Bu söz yüzeyde tarafsız gibi görünse de aslında egemenliği sorgulayan devrimsel bir çağrıdır. Sezar’ın yani dünyevi gücünü ve onun manevi mutlak otoritesini reddeder ve insanı Yüce Tanrı’nın egemenliğine davet eder. Bazı kesimlerce ilk laiklik olarakta tarihsel ve teolojik olarak yorumlanabilir, ancak bu yoruma açık ve bağlama bağlı bir görüştür.
Elçilerin İşleri bölümünde anlatılan ilk Hristiyan topluluklarına baktığımız zamanda, komünist değerlere çok benzer bir yaşam pratiği ortaya koyulduğu görülmüştür:
Bu ayetlerde özel mülkiyetin değil, paylaşımın ve eşitliğin ön planda olduğu bir topluluğu betimler. Kapitalist bireyciliğe karşı, dayanışmayı temel alan bir yaşam anlayışını ilk Hristiyan topluluklarında açıkça gözler önüne sunar.
Öte yandan Latin Amerika’da ortaya çıkan Kurtuluş Teolojisi, bu anlayışın modern tezahürüdür. Bu teolojiye inanan Latin pastörler, işçilerle birlikte greve katılır, köylülerle birlikte toprak direnişi verir. Onlara göre din, egemenlerin değil; ezilenlerin sesi olmalıdır. Bu anlayış şu inanca dayanır: Tanrı, ezilenlerin yanındadır. Bu nedenle Tanrı’ya inanmak yalnızca dua etmekle değil, adalet için mücadele etmekle mümkündür.
Aşağıda sizler için internetten araştırdığın ve kendi düşüncelerimlede harmanladığım İncil’deki bazı ayetlerin komünist düşünceyle örtüştüğü noktaları ve açıklamaları yer verdim.
“İnananlar topluluğunun yüreği ve düşüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduğu herhangi bir şey için “Bu benimdir” demiyor, her şeylerini ortak kabul ediyorlardı. Elçiler, Rab İsa'nın ölümden dirildiğine çok etkili bir biçimde tanıklık ediyorlardı. Tanrı'nın büyük lütfu hepsinin üzerindeydi. Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar, sattıklarının bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi; bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı.” Elçilerin İşleri 4:32-35
Açıklama: Topluluk bilinci, mülkiyet birliği ve ihtiyaçların ortak karşılanması kapitalist bireyciliğe doğrudan karşıttır.
Açıklama: Son Peygamber Vaftizci Yahya'nın temel söyleminin etik, paylaşmak, biriktirmemek. Kapitalizmin "tasarruf ve mülkiyet" anlayışına karşı "dayanışma ve yeterlilik" ilkesi Luka tarafından bu ayette yazıldığını görüyoruz.
''İsa ona, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi.'' Matta 19:21
Açıklama: İsa Mesih, ayette kurtuluşu zenginliğin terkinde ve yoksullarla dayanışma içerisinde bulunmak olduğu, radikal bir eşitlikle bildirmiştir.
Açıklama: Yoksullar kutsanır; egemenliğin merkezine alınır. Bu sınıfsal adaletsizliğe karşı ilahi bir devrim çağrısıdır. Başka yorumcular ise Matta’nın buradaki anlatımının ruhsal yoksulluk ve doğruluğa açlık söz konusunu olduğu geleneksel kiliselerde duyabilirsiniz.
Açıklama: Ayetteki, 'eşitlik olsun diye' geçen bölüm sosyal adaletin özeti kimse artanla övünmesin, kimse eksik kalmasın.
Açıklama: Hristiyanlık, adalet uğruna acı çekmeyi kutsar. Bu hem etik hem devrimci bir duruştur.
Açıklama: Kapitalizmin temel güdüsüne doğrudan bir eleştiridir. Servet değil, kanaatkârlık ve adalet övülür. Kiliselerinde ondalık ve sunu peşinde koşan kiliselere ders niteliğinde.
Son olarak komünist değerlerle Hristiyan öğretilerinin benzerliği yüzeysel değil, temeldir. Her ikisi de insanın insana yabancılaşmasına, sömürüye ve eşitsizliğe karşı direnişi esas alır. Bu direniş hem maddi hem ruhsaldır. Yüce İsa Mesih, yalnızca göksel kurtuluşun değil, dünyevi adaletin de öğretmenidir. Onu anlamak için büyük ve lüks yapılara değil, yoksulların sofralarına oturmak gerekir. O sofralar, eşitliğin, paylaşımın ve sevginin sofrasıdır. Komünizm bu sofranın düşüncesi, Hristiyanlık ise ruhudur. Ve belki de çağımızın en büyük umudu, bu ikisinin birbirine yaklaşmasındadır.
Kaynakça
Ayetleri https://kutsalkitap.info.tr adlı siteden almış bulunmaktayım.
Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/
Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com
Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X(Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA
Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨
Yazar Hakkında
Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.
Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder