7 Mayıs 2025 Çarşamba

Hristiyanlık ve Komünizmin Ortak Vicdanı - Can USTA

 


HRİSTİYANLIK VE KOMÜNİZMİN  ORTAK VİCDANI








    Tarih boyunca bir takım karanlık güçler "komünizm" ve "din" kavramlarını çoğunlukla zıt kutuplarda konumlandırmaya çalışmıştır. Bu algının ardında iki temel neden yatar: İlki, Sovyetler Birliği gibi tarihsel rejimlerin dine karşı uyguladığı bazı politikalar, diğeri ise kapitalist düzenin dini statükoyu koruma aracı olarak görüp aslında dini kendi çıkarı için kullanmasıdır. Oysa bu yaklaşımlar hem dini hem de komünizmi yüzeysel kalıplara hapsetmektedir.


    Şimdi arkanıza yaslanın size şunu söylemek isterim: daha derin, tarihsel ve vicdani bir bakış açısı size ve bana gösteriyor ki: İsa Mesih’in yaşamı, öğretileri ve eylemleri, komünist düşüncenin temel ilkeleriyle son derecede örtüşmektedir.


    Gelin İncil ışığında bunu birlikte inceleyelim:


    Komünizm, öncelikle ahlaki bir duruştur. Sömürüye, eşitsizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine karşı çıkışın felsefesidir. Aynı şekilde Hristiyanlıkta da özünde adalet arayışı vardır. 

    Sevgi, merhamet, fedakârlık ve toplumsal dayanışma gibi değerleri merkezine alır. İsa Mesihin mesajı bireysel kurtuluştan çok toplumsal adalet üzerinedir. Sözleri ve eylemleri bu dünyadaki adaletsizliklere karşı güçlü bir vicdani çağrıdır.


“İki gömleği olan, olmayanla paylaşsın. Yiyeceği olan da aynısını yapsın.” Luka 3:11

 

    Sizce bu çağrı  komünal yaşamın özünü yansıtan bir ayet, değil mi? 


    Paylaşmak, bencillikten uzak durmak ve fazlayı ihtiyaç sahibiyle bölüşmek. Tam anlamıyla komünist etikle örtüşen bir anlayış olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.


    İsa Mesih, söz olup Yahudi toplumuyla yaşadığı zaman, toplumun en alt tabakasıyla yaşadı. Zenginlerle değil, yoksullarla, hastalarla, dışlanmışlarla vakit geçirdi. Dönemin politik ve dini elitlerini sorguladı, eleştirdi ve kimi zaman doğrudan yüzlerine karşı konuştu aynı benim bu postmodern çağda yaptığım gibi... sorguladı😊



''...Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin...'' Matta 22:21

    Bu söz yüzeyde tarafsız gibi görünse de aslında egemenliği sorgulayan devrimsel bir çağrıdır. Sezar’ın yani dünyevi gücünü ve onun manevi mutlak otoritesini reddeder ve insanı Yüce Tanrı’nın egemenliğine davet eder. Bazı kesimlerce ilk laiklik olarakta tarihsel ve teolojik olarak yorumlanabilir, ancak bu yoruma açık ve bağlama bağlı bir görüştür.


    Elçilerin İşleri bölümünde anlatılan ilk Hristiyan topluluklarına baktığımız zamanda, komünist değerlere çok benzer bir yaşam pratiği ortaya koyulduğu görülmüştür:

''İman edenlerin hepsi bir arada bulunuyor, her şeylerini ortak kullanıyorlardı. Mallarını, mülklerini satıp bunları herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı.'' Elçilerin İşleri 2:44-45

    Bu ayetlerde özel mülkiyetin değil, paylaşımın ve eşitliğin ön planda olduğu bir topluluğu betimler. Kapitalist bireyciliğe karşı, dayanışmayı temel alan bir yaşam anlayışını ilk Hristiyan topluluklarında açıkça gözler önüne sunar.



    Öte yandan Latin Amerika’da ortaya çıkan Kurtuluş Teolojisi, bu anlayışın modern tezahürüdür. Bu teolojiye inanan Latin pastörler, işçilerle birlikte greve katılır, köylülerle birlikte toprak direnişi verir. Onlara göre din, egemenlerin değil; ezilenlerin sesi olmalıdır. Bu anlayış şu inanca dayanır: Tanrı, ezilenlerin yanındadır. Bu nedenle Tanrı’ya inanmak yalnızca dua etmekle değil, adalet için mücadele etmekle mümkündür.



    Aşağıda sizler için internetten araştırdığın ve kendi düşüncelerimlede harmanladığım İncil’deki bazı ayetlerin komünist düşünceyle örtüştüğü noktaları ve açıklamaları yer verdim.


“İnananlar topluluğunun yüreği ve düşüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduğu herhangi bir şey için “Bu benimdir” demiyor, her şeylerini ortak kabul ediyorlardı. Elçiler, Rab İsa'nın ölümden dirildiğine çok etkili bir biçimde tanıklık ediyorlardı. Tanrı'nın büyük lütfu hepsinin üzerindeydi. Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar, sattıklarının bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi; bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı.” Elçilerin İşleri 4:32-35


    Açıklama: Topluluk bilinci, mülkiyet birliği ve ihtiyaçların ortak karşılanması kapitalist bireyciliğe doğrudan karşıttır.



''Yahya onlara, “İki mintanı olan birini mintanı olmayana versin; yiyeceği olan yiyeceği olmayanla paylaşsın” yanıtını verdi.'' Luka 3:11

    Açıklama: Son Peygamber Vaftizci Yahya'nın temel söyleminin etik, paylaşmak, biriktirmemek. Kapitalizmin "tasarruf ve mülkiyet" anlayışına karşı "dayanışma ve yeterlilik" ilkesi Luka tarafından bu ayette yazıldığını görüyoruz.



    ''İsa ona, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi.'' Matta 19:21


    Açıklama: İsa Mesih, ayette kurtuluşu zenginliğin terkinde ve yoksullarla dayanışma içerisinde bulunmak olduğu, radikal bir eşitlikle bildirmiştir. 



İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi:
“Ne mutlu size, ey yoksullar!
Çünkü Tanrı'nın Egemenliği sizindir. Luka 6:20

Açıklama: Yoksullar kutsanır; egemenliğin merkezine alınır. Bu sınıfsal adaletsizliğe karşı ilahi bir devrim çağrısıdır. Başka yorumcular ise Matta’nın buradaki anlatımının ruhsal yoksulluk ve doğruluğa açlık söz konusunu olduğu geleneksel kiliselerde duyabilirsiniz.



Amacımız sizi sıkıntıya sokup başkalarını rahatlatmak değildir. Ama eşitlik olsun diye, şimdi elinizdeki fazlalık onların eksiğini tamamladığı gibi, başka zaman onların elindeki fazlalık sizin eksiğinizi tamamlasın. Öyle ki, “Çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu” diye yazılmış olduğu gibi, eşitlik olsun. 2. Korintliler 8:13-15

Açıklama: Ayetteki, 'eşitlik olsun diye' geçen bölüm sosyal adaletin özeti kimse artanla övünmesin, kimse eksik kalmasın.




Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!
Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Matta 5:10

Açıklama: Hristiyanlık, adalet uğruna acı çekmeyi kutsar. Bu hem etik hem devrimci bir duruştur.




Oysa eldekiyle yetinerek Tanrı yolunda yürümek büyük kazançtır. Çünkü dünyaya ne bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz. Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz. Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar. Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendilerine çok acı çektirdiler. 1. Timoteos 6:6-10

Açıklama: Kapitalizmin temel güdüsüne doğrudan bir eleştiridir. Servet değil, kanaatkârlık ve adalet övülür. Kiliselerinde ondalık ve sunu peşinde koşan kiliselere ders niteliğinde.





    Son olarak komünist değerlerle Hristiyan öğretilerinin benzerliği yüzeysel değil, temeldir. Her ikisi de insanın insana yabancılaşmasına, sömürüye ve eşitsizliğe karşı direnişi esas alır. Bu direniş hem maddi hem ruhsaldır. Yüce İsa Mesih, yalnızca göksel kurtuluşun değil, dünyevi adaletin de öğretmenidir. Onu anlamak için büyük ve lüks yapılara değil, yoksulların sofralarına oturmak gerekir. O sofralar, eşitliğin, paylaşımın ve sevginin sofrasıdır. Komünizm bu sofranın düşüncesi, Hristiyanlık ise ruhudur. Ve belki de çağımızın en büyük umudu, bu ikisinin birbirine yaklaşmasındadır. 




Kaynakça

Ayetleri https://kutsalkitap.info.tr adlı siteden almış bulunmaktayım.




Blogumda daha fazla içerik için: https://hurveilericiprotestanlartoplulugu.blogspot.com/


Sorularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak için: canustaresmi@gmail.com


Güncel paylaşımlarımı ve düşüncelerimi X(Twitter) hesabımda da bulabilirsiniz: X (TWITTER) CAN USTA



    Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨








  


      Yazar Hakkında



    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           



                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İnanmayanlar mı Daha Dürüst, Yoksa Yaradan Adına Konuşanlar mı? (Bonus Yazı: Protestan Hristiyanlık'ta Oruç)

 ⍰ İnanmayanlar mı Daha Dürüst, ya da Yaradan Adına Konuşanlar mı?      Bu soru ilk bakışta kışkırtıcı gibi durabilir. Oysa bu bir hakaret ...