11 Ekim 2025 Cumartesi

Günahtan Nefret Edin, Günahkardan Değil! - Can USTA


🕊🕆🕊


Günahtan Nefret Edin, 

Günahkardan Değil!


















    Hristiyanlarada misyonerlik faaliyeti yapacağımı hiç düşünmezdim.😁 Bu haftaki yazımda bunlardan biri olacak. "Hate the sin, not the sinner" (Günahtan nefret edin, günahkardan değil) ifadesi, Hristiyan teolojisinde derin bir yer tutar, ancak doğrudan bu ifade İncil metninde bulunmaz. Kökeni genellikle Aziz Augustine veya Mahatma Gandhi'ye atfedilse de, bu kavram İncil'in temel ilkelerinde –Tanrı'nın adaletiyle birleşen koşulsuz sevgisinde– kök salmıştır. Liberal, kapsayıcı ve ilerici Protestan Hristiyanlık bağlamında, bu ifade bireysel ahlakın ötesinde, toplumsal adaleti, empatiyi ve dışlanmış grupların kilise topluluğuna dahil edilmesini teşvik eder. İlerici Protestan akımlar –örneğin, Birleşik Metodist Kilisesi, Evanjelik Lüteriyen Kilisesi veya Türkiye'deki bazı bağımsız Protestan topluluklar– bu kavramı, geleneksel muhafazakar yorumların sınırlarını aşarak, LGBTQ+ bireyler, göçmenler, ırk ayrımcılığı mağdurları ve sosyal adaletsizlik yaşayanlar gibi gruplara yönelik bir sevgi manifestosu olarak yorumlayabilir.



    İncil'den pek çok örnekle bu ifadeyi detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Ayrıca, ilerici bir bakış açısıyla Türkiye'deki Protestan kiliselerini eleştireceğim; çünkü bu kiliseler, kendi baskı altında oldukları halde, bazen kapsayıcılık konusunda yetersiz kalarak İncil'in sevgi öğretisini tam anlamıyla ynsıtmamaktadırlar. Bu eleştiri, yargılamak değil, dönüşümü teşvik etmek amacıyla yapmayı planladım –tıpkı Yüce İsa Mesihin yaklaşımı gibi.



    İlerici Protestan Hristiyanlık, İncil'i tarihsel, kültürel ve sosyal bağlamında yorumlayarak, modern dünyanın zorluklarına uyarlar. Bu yaklaşım, "günahtan nefret etmek" kavramını bireysel hatalardan (örneğin, yalan söylemek veya kıskançlık) sistemik kötülüklere (ırkçılık, cinsiyetçilik, çevre tahribatı veya ekonomik sömürü) kadar genişletir. Öte yandan, "günahkarı sevmek" ise her insanın Tanrı'nın suretinde yaratıldığını kabul etmek anlamına gelir (Yaratılış 1:27). İncil, Tanrı'nın günahı nefret ettiğini açıkça ifade eder: "Korku, kötülükten nefret etmektir; Kendini beğenmişlikten, kibirden, Kötü davranıştan, Sapık sözlerden nefret ederim" (Süleyman'ın Özdeyişleri 8:13). Bu ayet, ilerici Hristiyanlar tarafından, örneğin iklim değişikliği gibi toplumsal günahlara karşı bir eylem çağrısı olarak görülür: Günahı (çevre sömürüsü) nefret ederken, etkilenen insanları (göçmenler veya yoksullar) dışlamak yerine onlara yardım etmek. Ancak, bu nefret insana değil, insanı zincirleyen günaha yöneliktir. İlerici yorum, bu kavramı Romans 5:8'deki gibi koşulsuz sevgiye bağlar: "Tanrı bize sevgisini şöyle gösteriyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü." Bu, Tanrı'nın sevgisinin günahkarı dönüştürme gücünü vurgular.



    İncil'den ilk örnek, İsa'nın zina yapan kadınla karşılaşmasıdır (Yuhanna 8:1-11). Kalabalık, Yahudi şeriatına göre kadını recm yapmak(taşlamak) isterken, İsa "Aranızda günahsız olan, ilk taşı atsın" der. Kadın günah işlemiştir – zina, ağır bir suçtur – ancak İsa onu yargılamaz. Aksine, "Kimse seni yargılamadı Ben de yargılamıyorum. Git ve artık günah işleme" diyerek günahı reddeder ve kadına yeni bir hayat sunar. Bu hikaye, ilerici Protestanlar için kapsayıcılığın temelidir: Günahı (cinsel ahlaksızlık) nefret etmek, ancak günahkarı (kadın) sevgiyle kucaklamak. Günümüzde bu ayet seks işçiliği yapanlar veya cinsel yönelim nedeniyle dışlanan LGBTQ+ bireylere uygulanır, dünyadaki bazı ilerici kiliseler, bu ayeti kullanarak eşcinsel evlilikleri kutsar ve ayrımcılığı reddeder.



    Bir başka detaylı örnekte ise İsa'nın vergi toplayıcıların başı olan Zakay'la etkileşimidir (Luka 19:1-10). Zakay, Roma'ya hizmet ederek halkını sömüren, toplumca lanetlenen bir "günahkar"dır. İsa, kalabalığın tepkisine rağmen onu evine davet eder ve "Bu adam da İbrahim'in oğludur" diyerek onun eşitliğini tanır. Zakay, günahını (haksız kazanç) bırakıp dört kat tazminat ödemeye karar verir. Burada İsa, günahı (ekonomik sömürü) nefret eder – bu, İncil'in adalet vurgusuna (Amos 5:24) uyar – ancak Zakay'ı sevgiyle dönüştürür. İlerici bağlamda, bu hikaye göçmenlere veya yoksullara yönelik tutumlar için modeldir: Sistemik günahı eleştirirken bireyi dışlamamak.



    İncil'de benzer bir örnek, İsa'nın günahkarlarla yemek yemesidir (Matta 9:10-13). İsa, vergi toplayıcıları ve seks işçileriyle sofraya oturur; Yahudi din bilginleri Ferisiler bunu eleştirince, "Sağlıklı olanların değil, hastaların hekime ihtiyacı var... Ben doğruları değil, günahkârları çağırmaya geldim" der. Bu, günahı (toplumsal normlara uymamak) nefret etmek yerine, günahkarları (dışlanmışlar) sevmek anlamına gelir. İlerici Protestanlar, bu ayeti hapishane reformu veya bağımlılık tedavisi için kullanır: Günahı reddet, ama insanı iyileştir.



    Luka 7:36-50'deki günahkar kadın hikayesi de zengin bir örnektir. Kadın, İsa'nın ayaklarını gözyaşları ve yağla yıkar; ev sahibi Ferisi bunu küçümser. İsa, "Bu kadının günahları çoktur, ama çok sevdiği için bağışlandı" der. Kadın günahkar olarak bilinir (muhtemelen seks işçisi), ancak İsa günahı affeder ve onu onurlandırır. Bu, sevgiyle dönüşümün gücünü gösterir; ilerici yorumda, bu ayet kadın - erkek ayrımcılığına karşı kullanılır.



    Kayıp oğul benzetmesi (Luka 15:11-32) ise babalık sevgisini vurgular. Oğul, mirasını harcar ve domuz çobanı olur – Yahudi kültüründe büyük günah. Baba, oğlunu yargılamadan kucaklar ve şölen düzenler. Bu, günahı (israf ve ahlaksızlık) nefret etmek, ancak günahkarı (oğul) koşulsuz sevmek demektir. İlerici Hristiyanlar, bu benzetmeyi aile içi çatışmalarda veya göçmen entegrasyonunda uygular.



    Samiriyeli kadınla konuşma (Yuhanna 4:1-42) da kapsayıcılığı örneklendirir. Kadın, birden fazla evlilik yapmış ve etnik olarak dışlanmış bir "günahkar"dır. İsa Mesih, geçmişini bilir ama yargılamaz; "yaşayan su" sunar. Kadın, köyüne dönüp İsa'yı anlatır ve kurtuluş getirir. Bu günahı reddederken günahkarı dönüştürmenin gücüdür; ilerici kiliseler, bunu ırkçılık karşıtlığında kullanır.



    Bu örnekler, İncil'in "günahtan nefret edin, günahkardan değil" kavramını nasıl somutlaştırdığını gösterir. Ancak Türkiye'deki Protestan kiliselerini ilerici bir perspektiften eleştirdiğimizde, bu öğretinin uygulamada yetersiz kaldığını görüyoruz.


    Türkiye'de Protestan topluluğu yaklaşık 7.000 kişiden oluşur ve büyük ölçüde Türk kökenli sonradan Hristiyan olanlar çoğunluktadır; ancak, bu kiliseler devlet baskısı, nefret söylemi ve deportasyonlarla karşı karşıyadır (örneğin, 2022'de artan hak ihlalleri raporları).


    Bu mağduriyetlerine rağmen, bazı Türkiye Protestan kiliseleri muhafazakar tutumlarıyla kapsayıcılığı sınırlamaktadır. Örneğin, LGBTQ+ bireylere yönelik tutumlarında, genel dini doktrinler nedeniyle olumsuz yaklaşımlar sergileyebilmektedirler – bu, Türkiye'deki geniş toplumsal ve siyasi anti-LGBTQ+ iklimiyle (2022'de binlerce kişinin LGBTQ+ gruplarını yasaklama talebiyle yürümesi gibi) uyumlu olsa da, İncil'in sevgi öğretisine aykırıdır. İlerici eleştiri açısından, bu kiliseler İsa'nın zina yapan kadın veya Samiriyeli kadın örneklerini takip ederek, LGBTQ+ bireyleri kiliseye dahil etmek yerine dışlayarak günahı değil, günahkarı "nefret" etmekte gibidir.


    Ayrıca, 2024'te artan nefret söylemi raporları, bu kiliselerin kendi içlerinde kapsayıcılık eksikliğini yansıtır; örneğin, bazı Protestan gruplar, hükümetin anti-LGBTQ+ yasa tasarılarını (2025'te önerilen ve savunuculuğu suç sayan tasarı gibi) eleştirmek yerine sessiz kalmaktadır. Bu, İncil'in Romans 12:9'daki "Kötüden nefret edin, iyiye sarılın" emrini yanlış yorumlamaktır – kötülük sistemik ayrımcılıktır, bireyler değil. Türkiye'deki kiliseler, kendi özgürlük mücadelelerini (örneğin, kilise kapatmaları) yaşarken, diğer azınlıkları (LGBTQ+ veya göçmenler) kucaklamada yetersiz kalarak, ilerici Protestan vizyonundan uzaklaşmaktadır. Bu eleştiri, onları dönüştürmeye çağrımdır.



    Sonuç olarak, "günahtan nefret edin, günahkardan değil" ifadesi, ilerici Protestan Hristiyanlıkta bir adalet ve sevgi manifestosudur. İncil'in zengin örnekleri –zina yapan kadın, günahkarlarla yemek, kayıp oğul, günahkar kadın ve Samiriyeli kadın– gösterir ki, gerçek Hristiyanlık yargı değil, restorasyondur. Türkiye'deki kiliseler, bu öğretiyi benimseyerek kendi mağduriyetlerini aşabilir ve toplumda kapsayıcı bir rol üstlenebilir. Ancak, eleştirmenler bu ifadeyi dikkatle kullanır: Bazen "günah" etiketi dışlamak için kullanılır; bu yüzden, kendi günahlarımızı da incelemeliyiz (Matta 7:3-5). Günahı reddedelim ama insanı kucaklayalım.



Tanrı, sevgi ve ışık ile kalın! ✨













  




      Yazar Hakkında






    Can USTA, Liberal-ilerici Protestan Hristiyandır. Kendisi inanç, sosyal adalet ve özgürlük konularına odaklanan bir blog yazarıdır. Hristiyanlık, Liberal-ilerici Hristiyanlık, insan hakları ve toplumsal eşitlik üzerine yazılar kaleme alarak okuyuculara kapsayıcı bir bakışaçısını sunar. Sevgi, hoşgörü ve adaletin inançla nasıl bütünleştiğini anlatan içerikleriyle ilham vermeyi amaçlar.

                                                           








                                                            Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu kurucusu Can Usta









    İletişim için:

    Benimle e-posta yoluyla iletişime geçmek istersen: canustaresmi@gmail.com

    Ayrıca yazılarımı paylaştığım sosyal medya hesabımı da ziyaret edebilirsin: x.com/ustacanresmi














Kaynakça

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İnanmayanlar mı Daha Dürüst, Yoksa Yaradan Adına Konuşanlar mı? (Bonus Yazı: Protestan Hristiyanlık'ta Oruç)

 ⍰ İnanmayanlar mı Daha Dürüst, ya da Yaradan Adına Konuşanlar mı?      Bu soru ilk bakışta kışkırtıcı gibi durabilir. Oysa bu bir hakaret ...